Paylaşma- yardımlaşma en güzel alışkanlıklarımızdan biri. Zamanla onlar da değişime uğradı, başkalaştı, kılık değiştirdi. Ben hala yemek servisi yaparken "kardeş payı" diyerek dağıtırım. Kalan bir küçük parçayı bile ikiye bölerim. Ülkemizde ve dünyada o kadar aç insan varken çöpe atılan yemeklere içim gider. Yemek reklamlarının görüntülerini aç insanlara haksızlık olarak nitelendiririm. Bir ülkede yoksullarla varlıklılar arasında uçurum varsa o ülkede adaletten söz edilebilir mi..?
Son yangın ve sel felaketlerinde paylaşma ve yardımlaşmanın ne çok örneklerini gördük; Canla başla var gücüyle koşturanlar, kovalarla su taşıyanlar, yanan hayvanları ağlayarak kurtaranlar ya da bir tarafta seyirci kalanlar. Hatta bazı yardım kolilerinin ihtiyaç sahiplerinin eline ulaşmasına engel olunduğundan bile söz edildi.
Tehlikenin boyutunu anlamayanlar; Onları hiç unutmayacağız. Ama öte yandan yangınlarda yanan bir kaplumbağaya su içiren insanı da, yaşlı insanları sırtına alıp taşıyanları da unutmadık, belleklerimize kazıdık.
Gökyüzü renk değiştirirken, maviden kızıla dönerken kendilerinin yüzleri bile kızarmadan uzaklardan izleyenler de hep utanç köşelerinde kalacaklar. Bizler yardımlaşma ve paylaşmayı bilen insanlardık. Yaşadığımız acı deneyimler bize güvensizliği öğretti. Kim kime nasıl yardım etti, toplanan paralar nereye gitti? Huy değiştirdik, davranış değiştirdik. Sorgulamadan elimiz yardıma varmıyor.
Ne zaman eski halimizi bulacağız, ne zaman yeniden "eski biz" olacağız?
Doğal afetlerde zarar gören, yakınlarını, malını, hayvanlarını kaybeden tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyor, acılarını yürekten paylaşıyoruz.
Makbule Abalı







