Sayfalar

Ekim 28, 2026

EKİM'DEN KALANLAR...

 

Yılın 10. ayının da bitmesine çok az bir süre kaldı. 3 gün sonra Ekim Ayını da tamamlayacağız. Çevrenize gören gözler, duyan kulaklarla baktığınızda kayda değer o kadar çok şey var ki. Yeter ki olan biteni doğru açıdan, çok yönlü olarak değerlendirelim, iyiyi-kötüyü ayırt ederek, algılarımızı anlamlandırarak gerçek bulgulara ulaşabilelim. 

Elbette her şey bir anda olup bitmiyor. Sezemediğimiz, duyup göremediğimiz, anlayıp, algılayamadığımız, yorumlayamadığımız nice şey yaşanıyor dünyamızda. Bilim insanları, "Zekâ bir uyum yeteneğidir." diyor. Oysa üstün zekâlı bireyler bile bu karmakarışık dünyada uyum sorunları yaşayabiliyorlar. Belki en rahat insanlar; etliye-sütlüye karışmayan, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." diyebilen, vurdumduymaz, "Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım." görüşünde olan kişiler...

Bazıları, "Bütün mesele, iyimser ya da karamsar olmakta" deseler de insan robot değil ki! Her şeye aklı ermiyor. "Akıllı telefonlar aklımı başımdan aldı." diyenler bir de telefonlara dadanan "virüslerle" uğraşmak zorunda olunca hepten akıl tutulmasına yakalanıyor. Yüksek teknoloji çağında, zekânın bile yapayı ülkelerin hizmetine sunulmuşken, bu kez "amaçlar" tartışmaya açılıyor. İyi ile kötü, her yerde güç savunmasına girişiyor. İzleyenler şaşkın; Kim iyi, kim kötü, hangisi gerçek, hangisi yalan, kim haklı, kim haksız, kim gerçekçi, kim yalancı...? 

Kafamız böylesine karışmışken, başladığımız her iş de sekteye uğruyor. Normalle anormali ayırt edemez olduk. Belki huzurun yolu, dünya işleriyle uğraşmaktan vazgeçip, sakin bir "Huzur köşesi" bulup eskilerin deyişiyle tefekküre dalmak. Ancak ruhsal ihtiyaçlar kadar fizyolojik ihtiyaçlar da doyuma ulaşmak istiyor. Maddi olanaklar elvermediği sürece "Uyum" söz konusu olabilir mi...? Yaşam; labirent gibi dolambaçlı yollarla çevrilirse "Mutlu son" ancak hayallerde gerçekleşebiliyor.

Yüzyıllardır değişmeyen bir gerçek var; Yeryüzünde "düşünebilen ve konuşabilen, akıl yürütebilen tek canlı" olarak İNSAN, varlığını kanıtlayabilmek için tüm engellere rağmen UMUT ederek, çabalayarak, sağlıklı kalmaya çalışarak, "Başardım." demenin hazzına ulaşabilmelidir. 

Makbule ABALI- Eğitimci

28 Ekim 2026 Türkiye 



10 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. 3 minicik kalp ne çok şey anlatıyor sevgili Feray.
      Çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Günümüzde bilgiye ulaşmak kolaylaşsa da doğruyu yanlıştan ayırmak bazen daha da zorlaşıyor. Böyle bir dünyada insanın hem sorgulamayı hem de umudunu korumayı başarabilmesi önemli. Özellikle yazınızın sonunda çabanın ve umudun önemini vurgulamanızı çok anlamlı buldum. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özenle yazılmış bu güzel yorumu okurken, iyi bir okuyucu ile arada kurulan bağın önemine bir kez daha inandım.
      "Doğruyu yanlıştan ayırmak..." Haklısınız.
      Sorgulamadan, yeterince değerlendirmeden kazanılmış bilgilerle yanlışa düşen ne çok insan var.
      Katkınıza çok teşekkür ederim Senay Bn.

      Sil
  3. Merhabalar Makbule Öğretmenim.
    Şu Ekim ayının son günlerinde Ekim'den kalanlar yazınızı okudum. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

    Yazınızdan anladığım kadarıyla: Karmaşık ve hızla değişen dünyamızda, tüm çelişkilere ve belirsizliklere rağmen insanın varoluşsal anlamı; umudunu kaybetmeden, akıl ve çabayla zorluklara karşı durarak başarma azminde saklı olduğudur.

    Hani varlıklı kişiler için bir söz söylenir, "yediği önünde yemediği arkasında" diye, şimdi bilgiye ulaşmanın kolaylığı için de acaba aynı sözü söylemiş olsam, hata mı etmiş olurum.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar
      Yıllardır blog arkadaşı olarak, çok dikkatli ve iyi bir okuyucu olduğunuzu, geri bildirimleri hiç ihmal etmediğinizi biliyorum Recep Bey.
      Yazımı ne güzel yorumlamışsınız. Günümüzde bilgiye ulaşmanın kolaylığı ile ilgili olarak; "yediği önünde yemediği arkasında" deyişini hatırlamakta haklısınız.
      Yıllar önce değerli bir yazarımızın dediği gibi, "Bilgi sahibi olmakla fikir sahibi olunmuyor."
      İnternet dipsiz kuyu gibi girişi çıkışı belli olmayan sonsuz bir kaynak. Araştırmadan, kaynak taramada seçici olmadan elde edilen bilgiler yanlış ya da eksik çıkabiliyor.
      Düşünmeden, akıl , mantık, muhakeme yürütmeden, kolay ve basmakalıp biçimde sağlanan sonuçlarda elbette yanılma payı olabilir.
      İNSAN; aklını, yaratıcı gücünü, sezgilerini, vicdanını etik değerlere uygun olarak kullandığı sürece doğruya ulaşacaktır sanırım.
      Selam ve saygılarımla.

      Sil
  4. O sarı çiçeklerin güzelliğine, ışığına bayıldım. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sar çiçeği ilk gördüğümde bana "Dağ başında sarı çiçek" türküsünü çağrıştırdı sevgili EKMEKÇİKIZ. Çiçeklerin de kendilerine özgü bir iletişim bağı var sanırım.
      Bugün baktım bahçede yabani otların arasında iki sarı çiçek daha boy atmış. Çok mutlu oldum.

      Sil
  5. Özden Akkol: Güzel ve ince düşünen, gönüller onaran insanlara selam olsun.
    Günümüzde yüksek teknoloji, özellikle yapay zeka şaşırtıcı ve korkutucu boyutlara ulaştı. Sizin adınıza düşünen, sorunlarınıza çözüm üreten bir yapay zekanın geliştiği dünyada umarım insansal özelliklerimizi, düşünme gücümüzü, özgünlüğümüzü kaybetmeyiz.
    Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun Makbule Hanımcığım.
    Özden Akkol

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuza ne güzel bir cümleyle başlamışsınız sevgili Özden Öğretmenim.
      İçtenlikle söylemek isterim; Dileğiniz benim de içten dileğimdir. Bugüne kadar yapay zekâdan hiçbir yardım almadım. Farkında olmadan akıllı telefonuma katkısı oldu mu, inanın bilmiyorum.
      Hayatım boyunca tam tanıyamadığım, özelliklerini bilmediğim insanlara mesafeli davranmışımdır.
      Henüz bilgi edinme aşamasındayım. Yaratıcı zekâ ve vicdan, duygu iletişimi, insana özgüdür diye düşünüyorum. Kötü niyetli kişilerce farklı amaçlarla kullanılabileceği endişesini taşıyorum.
      Güzel ülkemizde Cumhuriyet Bayramımız coşku ile kutlandı.
      İnsani özelliklerini hiç yitirmeyen dostlarıma selam olsun.

      Sil