Sayfalar

Ekim 06, 2026

YENİ BİR AYIN İLK HAFTASINDAN KISA NOTLAR...

 

Sonbaharın ikinci ayı Eylül de karıştı hayatımıza; Tüm görkemiyle, sarının, turuncunun, kahverenginin, yeşilin her tonuyla... Güneş artık eskisi kadar yakmıyor, hatta aranıyor bile. Eşyaların rengi solmasın diyerek kapattığımız perdeler de geriye çekildi. Gün ışığı alabildiğince yayılsın dünyamıza, içimizi aydınlatsın istiyoruz artık.

Gönlümüzden, zihnimizden geçen, dileğe dönüşen her duygu hemen gerçekleşmiyor tabii. Olumsuzluklarda hemen hayata küsen, kendini şanssız sayan insanlardansanız yaşam hiç çekilmez hale gelebilir. Dünyamızın pek çok yöresinde olduğu gibi, her şeyin altüst olduğu bir düzende, doğrularla yanlışlar çok kolay ayırt edilemese de kendimizi iyi korumamız gerekir. Akıl-beden ve ruh sağlığımızı yitirmemek için dirençle hayata tutunmak zorundayız. 

Çocuklar çoğu kez hayatı oyun gibi algılıyorlar. Çocukluk ve ergenlik dönemleri bitip, topluma karıştıklarında; "birey" olduklarında hayatın türlü çeşitli yönlerinin de farkında oluyorlar. Yeni Eğitim-Öğretim yılında anaokulu ve ilkokullarda Milli Eğitim'in teması "OYUN" olarak belirlenmiş. Gerektiği gibi uygulanırsa harika bir haber bu. Oyunlar yardımıyla çocuklara ne çok şey kazandırılabilir, yetenekleri doğrultusunda ne güzel yönlendirmeler yapılabilir. Bunu en güzel biçimde gerçekleştirmeye çalışan  idealist öğretmenlerimizi  yürekten kutlamak gerek. 

Ne yazık, son yıllarda tahammülsüz, öfkeli, çabuk parlayan, kaba kuvvete başvuran, dinlemeyen, empati kurmakta zorluk çeken kişilerin çoğaldığı bir toplum haline dönüştük. Oysa sanatta, sporda uluslararası alanlarda ülke olarak varlığımızı kanıtladıkça nasıl da mutlu oluyoruz. Ortak sevinçler yaşamaya ne çok ihtiyacımız var. Etkinlikler bitip de sonuçlar açıklandığında gözlerdeki ışıltı, yüzlere yansıyan mutluluk ve coşku görülmeye değer bir tablo. 

İnanıyorum ki; sadece hastalıklar bulaşıcı değil, mutsuzluk gibi mutluluk da bulaşıcı. Farkındalığımız, duyarlılığımız arttıkça, çevremizi gören gözler, duyan kulaklar, hisseden yürekler, uygun davranışlarla gözlediğimizde bir başka dünya çıkabiliyor karşımıza. Engelli vatandaşlarımız arasında dahi, normal duyu organlarına sahip olanlardan çok daha farklı uyum sağlayanlar var. Övgüyü de yergiyi de daha az kullanır olduk. Belirli günleri tek bir gün cilâlayıp, sonraki günlerde aynı hassasiyeti göstermeden sorunlara ilgisiz ve umursamaz olabiliyoruz.

"Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı olduğunu" söyleyen atalarımız; sevgi, dostluk, vicdan, adalet, insanlık, kardeşlik üzerine de ne değerli fikirler üretip, felsefi görüşler paylaşmışlar. Zaman zaman bilgelerden geriye kalan değerleri yeniden, duygu-mantık-akıl-muhakeme süzgecinden geçirme zamanı. Eskiden ders aldığımız masallar, deyişler, oyunlar, efsaneler yüzyıllardır anlamını kaybetmedi. Hatırlamak için beynimize işlerlik kazandırmayı, not tutmayı, akıl yürütmeyi neden denemiyoruz...? 

Makbule ABALI-Eğitimci

6 Ekim 2026 Urla-İzmir-Türkiye 




"NE MUTLU EĞRİ ZAMANDA DOĞRU YERDE DURABİLENE" 

Pir Sultan Abdal

10 yorum:

  1. Barış zamanında bir karıncayı incitemeyecek insanlar, mesela yurt savunması gereken bir savaş olduğunda çok olağan bir şekilde ölmeye, öldürmeye gidebiliyor. Her gün daha da çetin geçiyor, bir önceki güne göre. Yöneticilerimiz sürekli bir savaş halinde bir mücadele içerisinde olmamızı istiyor. "Normal" halde olursak başka sorunaları görebilme olasılığınızı ortadan kaldırmak için savaş koşulları altındaki insanların ruh halinde yaşamamız gerekiyor.
    Buna muhtaçlar.

    Yine de insan kalmaya çalışıyoruz.
    İnsanın doğasında olmasa da sonradan kazandığı hasletlere sahip çıkmaya, bir din veya bir millet için değil iyi olana değil evrensel olarak iyi olmaya ulaşmaya çalışıyoruz.
    Bunun için bedeller ödeniyor, kayıplar veriliyor ama yine devam ediyoruz.
    Edeceğiz.
    Bu devran böyle döndüğü sürece doğru yöne kanalize edilmiş öfkemiz de devam edecek maalesef

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir örnek vermişsin Murat. "Barış zamanında bir karıncayı incitemeyecek insanlar..." Savaş deyince ;Hiroşima, Nagazaki ve savaşta perişan olmuş, sanat eserleri bile yıkıma uğramış ülkeler, travmalar yaşayan insanlar gelir aklıma. Fotoğraf sanatçılarının, yaşamın ta içinden yakaladıkları kareler gelir gözümün önüne.
      Evrensel barışı özlüyoruz. Çocuklar çocukluğunu yaşayamadan ölmesin 21. yüzyılda, yüksek teknoloji çağında.
      Yorumuna çok teşekkür ederim.
      Esenlikler diliyorum.

      Sil
  2. Ne güzel bir şarkı seçmişsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zülfü Livaneli, görüş ve düşünceleri, hayat felsefesi, müziği, sesi, eserleriyle ülkemizin gururu olan dünya çapında bir sanatçımız.
      Bazı şarkılar insanı can evinden sarıp sarmalar bilirsiniz.
      Çok sevdiğim bu şarkıyı Melike Demirağ da çok güzel yorumlar.
      Sağlıklı günler diliyorum.

      Sil
  3. Merhabalar Makbule Öğretmenim.
    Sonbaharın huzurlu atmosferini toplumsal ve bireysel bir iç muhasebeye dönüştürdüğünüz, samimi ve çok değerli bir blog yazısı olmuş. Kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.

    Eşyaların solmaması için kapatılan perdelerin, gün ışığını almak için açılması metaforu, toplumun tahammülsüzlüğünden bahsederken karamsarlığa düşmeyip, eğitime, oyun temasına, sanata, spora ve mutluluğun bulaşıcı gücüne vurgu yapmanız, ayrıca dijital çağın getirdiği unutkanlığa karşı, geçmişin bilgeliğini hatırlatıp okuyucuyu akıl yürütmeye ve not tutmaya davet etmeniz de çok etkileyiciydi.
    Selam ve saygılarımla birlikte sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim. Esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Öğretmenim.
      Bağışlayın, yorumunuza geç yanıt veriyorum. "Artık eski ben değilim." deyişim günbegün daha çok doğrulanır oldu. Sağ olsunlar bugün sevdiğimiz konuklar ziyarete geldiler. Sevdiklerime sağlıklı ürünleri ellerimle hazırlarsam mutlu oluyorum.
      Yorumunuzu tekrar tekrar okudum. İçim aydınlandı inanın. Her zaman tüm blog dostlarımıza, emek harcayarak yazdığınız uzun, içten yorumlarınızı ne çok özlediğimi bir kez daha düşündüm.
      Çok dikkatli bir okuyucu olduğunuz kadar üst düzeyde farkındalık ve duyarlılığınızla, yazanı mükemmel biçimde motive edişiniz kayda değer.
      Güzel dileklerinize, görüşlerinize teşekkür ediyor, size ve değerli eşiniz Kamer Hanım'a sağlıklı, huzurlu, mutlu günler dileyerek selam ve saygılarımı iletiyorum.

      Sil
  4. Maarifin kalbinde oyun diyerek farklı oyunlarla minik kalplerimizin sosyal, bedensel ve zihinsel gelişimini desteklemeye çalışıyoruz. Dayanıklı, duyarlı ve sevecen insan modelinin temelini atmak aileyle işbirliği, toplumla uyum, sabır ve özveri gerektiriyor. Umutluyuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortaöğretimde bir öğretmen olarak; yaşadığınız tüm zorluklara rağmen "Umutlu" olman yüzümde, gönlümde gülücükler oluşturdu sevgili Bahar. Senin gibi idealist, sevgi dolu, özverili öğretmenlerimiz sayesinde ülkemiz Milli Eğitiminde yararlı, güzel çalışmalar da izliyoruz.
      "Yaşam boyu eğitim" düşüncesiyle halen kendimi bilgilendirmeye çalışıyor, Bakanlığın duyurularını izliyorum. "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz." sözüne yürekten katılıyorum.
      Öğrencilerinin çok şanslı olduklarını biliyorum canım.
      Sevgiyle...

      Sil
  5. evet ya ülkemiz insanı çok kabalaştı şiddet yanlısı oldu. ilk fotodaki çiçeğin rengi ne güzel hani açık lavanta rengi gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lavanta da çok sevdiğim bir çiçektir sevgili Derin. Bu çiçek mavi yasemin.
      Dünyanın her yerinde şiddet yanlıları çoğaldı maalesef.
      Sağlıklı, huzurlu günler diliyorum.

      Sil