Sayfalar

3 Aralık Dünya Engelliler Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık Dünya Engelliler Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 03, 2024

ENGELLİ HAYATLAR...


Kapkaranlık bir dünyada bir an gözünüz görmüyor, kulağınız duymuyorsa, konuşamıyor ya da yürüyemiyor olsanız, bedensel eksikleriniz, organ yetersizlikleriniz, çevrenize uyumunuzu zorlaştırsa, kendinizi nasıl hissedersiniz? Engeller ne denli etkilidir yaşantınızda? Engeller sizi ne kadar, nereye kadar etkiler? Doğuştan ya da sonradan engelli olmak... kendini aşabilmek... gücüne güç katmak, engelli yönünü tamamlayabilmek... Yarımken bir olabilmek, kendine yeni güçler yaratmak... Eksik yanını daha güçlü şekilde, bir başka biçimde tamamlamak...

Engellilerle ilgili kafamda öyle çok öykü var ki: Gençlik yıllarımda okuduğum Helen Keller'in mücadelesini anlatan "Karanlığın İçinden" kitabını nasıl unuturum. Hayranlıkla, saygıyla adı belleğime kazınmış. 

Ankara'da Görme Engelliler Okulunda, yıllar önce içine zil konmuş bir topla oynanan futbol maçı, oynayanlar ve izleyenler için gerçek maçtan hiç de farklı değildi. Topun içindeki zil sesi oyuncular için de, kaleci için de bir uyarı oluyordu. 

Bir fizik tedavi merkezinde yürüme engelli 8-10 yaşlarındaki çocuğun iki bastonla büyük çaba harcayarak  yaptığı yeniden yürüme mücadelesini, hepimiz nefeslerimizi tutarak hayranlıkla izlemiştik. 
Kazada kollarını kaybettiğinde, alıştırmalarla ayak parmaklarına güç kazandırarak tablolar yapan, daha sonra sergi açan bir genç kız. Zoru başarmak herkesin harcı değildir. 

Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde emekle, umutla yürütülen konuşma terapileri. Sonuç, harcanan emeğe değerse yaşanan bayram sevinci... 
Bir trafik kazası sonucu bacakları kesilen eski bir bale sanatçısının televizyon ekranında izlediğimiz görsel bir şölen gibi gösterisi. Takdir etmemek mümkün mü. 
Görme engellilerin birçoğunun hayranlık uyandıran güzellikteki sesleri, bir müzik aleti çalmadaki ustalıkları. İnce, titiz bir çalışma gerektiren saat tamirindeki ustalıkları. 

Her dalda engelliler yarışmalarında sergilenen inanılmaz performanslar; Bir Engelliler Olimpiyatında yıllar önce gerçekleşen, unutulmayan, dilden dile dolaşan bir öykü. Bitiş çizgisine çok az bir zaman kala engellilerden biri düşer, ağlamaya başlar. Koşmakta olanlar durur, arkalarına bakarlar. Geriye dönerek düşen çocuğun yanına gelirler, el ele tutuşurlar, hep birlikte bitiş çizgisine varırlar. Yarışın ne kazananı, ne de kaybedeni vardır. Kazanan dostluktur, dayanışmadır, ortak duygulardır. Stadyumdaki seyirciler bu tabloyu ayakta alkışlamaktadır.

Son yıllarda işaret dilini öğrenme çabasına giren insanlarımız artıyor. Reklamlarda (bir telefon reklamında), filmlerde(Başka dilde aşk, Benim Dünyam) engellilerin güçlükler içindeki yaşamı ustaca işleniyor. Şafak Pavey gibi kişiliğiyle, vakur duruşuyla, eğitimiyle engelleri aşarak çevresine örnek olan güzel insanlar da var.

Yılda bir kez Engelliler Gününü anmak elbette yeterli değil; ancak insanlarımızı düşündürmek, toplum olarak engellilere karşı daha duyarlı, daha anlayışlı olmak adına yararlı oluyor. Keşke yıllar içinde, engellilere daha uygun bir hayat için "yaşanabilir bir fizik çevre" oluşturabilsek, onları anlayabilme çabasına girsek...
3 Aralık Dünya Engelliler Gününde tüm engellilerin hayatlarındaki engelleri kolayca aşabilmeleri dileğiyle...
Ve her şeye rağmen "imkansız" demeyip, zoru başarabilen iradesi güçlü insanlarımızı yürekten kutlayarak...

Makbule ABALI-Eğitimci
Mersin-3 Aralık 2013


Güncelleme Notu: Son yıllarda; Engelli Sporcularımızın Olimpiyatlarda dünya çapında başarılarını kanıtlamaları, ödüller almaları dikkatinizi çekiyor mu? Yetenekli, görevinin bilincinde çalıştırıcılar sayesinde destanlar yazıyorlar. Eğitimli çalışmaların, emeğin, azmin, çabanın, iradenin nitelikli sonuçlarını alkışlıyor, başarılarıyla gurur duyuyoruz.

"Paralimpik Spor" alanı incelenmeye değer. Dünya birincisi, Dünya ikincisi, Dünya üçüncüsü "Engelli Yarışmacılarımız" var. Her şeye rağmen başarılı olmanın, kazanmanın çok farklı öykülerini izlediğimiz "TRT Spor programı" yapımcılarını kutluyoruz. Tüm engelliler için "Rol-Model" sayılan kahramanların hayat öykülerini duygulanarak izledik. Bu harika gençlerden, farkındalık ve duyarlılığını yitirmeyen yetişkinlerin  alması gereken  öyle çok ders var ki... 

Önce kendilerini ve sonra çevrelerini; yetenekleri doğrultusunda geliştirmeye, iyileştirmeye çalışan, dünyamıza olumlu katkılar sunan bu güzel  insanları ve onları anlayan,  dinleyen, empati kurmaya çalışan bireyleri yürekten kutluyoruz.

Makbule ABALI-Eğitimci  
İzmir-Urla- 03 Aralık 2024




Aralık 03, 2017

ENGELLENEN HAYATLAR...



Hepimizin hayatında davranışlarımızı farklılaştıran, ket vuran engeller var. Bu engellerin topluma yansıyan kısmı bazen normal koşullarda, bazen en uç noktalarda yaşanıyor. Üzülüyor, kırılıyor, sitem ediyoruz. Öfke kontrolü yapamayanlar, zihnindeki ön yargılarla baş edemeyenler ya da iç dünyasında kin, öfke, nefret biriktirenler kendilerine de çevrelerine de aşılamaz engeller çıkartıyorlar. Öfke patlaması yaşayanlar,çok sevdiği insanı vahşice katleden, çocuklarının yanında öldüresiye eşini dövenler, trafik kazalarında ölüm saçan, bazen kaçan, hoşlanmadığı durumlarda kaba kuvvete baş vuran, yasal olmayan işler yapan insanlar.

Bu insanlar toplumun her kesiminde. Engel yaratanlar, zarar verip düzeni bozanlar. Hep şöyle düşünmüşümdür; Bu insanlar yürekten engelli tipler. Yüreğinde merhamet, acıma duygusu olmayan insanlar. Bunlar genellikle beyinlerine, yüreklerine sanki engel konmuş insanlar. Öfkelendiklerinde herkese, her şeye zarar verebiliyorlar.

  Gerçek engelliler asıl konumuz. Doğuştan veya sonradan bir kaza ya da hastalık sonucu engelli olan insanlarımız.Onların durumu çok farklı.Ülkemizde onlar için çok uygun koşulları sağlayamadığımız halde tepki göstermeyen,isyan etmeyen insanlarımız: Görme engelliler, işitme engelliler, bedensel engelliler, zihinsel engelliler, otistik çocuklar, down sendromlu çocuklar... Hepsinin hayatı farklı açıdan engellenmiş ama pek çoğunun kocaman yüreği var. Çoğu iletişim kurabiliyor, bazı konularda başarı zor yakalansa da didiniyorlar, çırpınıyorlar sonuçta başarıyorlar. Takdir etmemek mümkün değil.

Ampute Milli Futbol Takımımız Avrupa şampiyonu oldu. Bedensel engellerine rağmen ellerinde ikili bastonları ya da tekerlekli sandalyeleriyle adeta destan yazdılar. İlk bakışta sanki üzülmüştüm ama izledikçe büyük saygı duydum, gururlandım... Ertesi gün gazete başlıklarını TV.de izlerken özellikle iki başlık dikkatimi  çekti;" Engellere sığmaz taşarız." Ve bir diğeri; "Şampiyonluğa engel yok." Her türlü engelde karşımızdaki insanı anlayabilmek, durumunu kavrayabilmek için empati yapabilmek yani kendimizi o insanın yerine koymayı denemek gerekir.

Örneğin; Zifiri karanlık bir odada bir saat işinizi yapmayı düşünseniz. Ya da kulaklarınıza pamuk tıkayıp belli bir süre sadece dudaktan okumayı deneseniz. Veya bir tekerlekli sandalyeye binerek işlek bir ana caddede, yanınızdan kurallara uymadan son hızla araçlar geçerken yol almayı düşünseniz... Otistik ya da down sendromlu bir çocuğunuz olduğunu varsayıp onunla bir  alışveriş merkezinde birkaç saat geçirmeyi planlasanız. Meraklı bakışlardan rahatsız olmamayı deneseniz.
Zor hayatlar yaşanmadan tahmin edilemez. Acılar derindeyse pek bilinmez, anlaşılmaz.

Engelli kişilerin dünyasında sevgisizliğe yer yok. Acıma, hakaret, aşağılama, kaba davranışlar, ilgisizlik... Her biri yeni bir engel yaratabilir. Bunların hepsi normal bir dünyada da aranmaz mı?
Engellilerle ilgili başarı öyküleri keşke gazetelerin 3. değil de 1. sayfalarında yer alsa. Her biri azim, çaba, öz güven, sistemli ve planlı çalışma ile alınan güzel sonuçları ellerimiz çatlayıncaya kadar ayakta alkışlasak, o koşullarda o sonuçları elde eden çocuklarımızı, gençlerimizi yürekten kutlasak...

Kendini kanıtlamış ünlülerin sözlerine kulak verirsek:

"Ne olursa olsun, hayat yine de güzel. Daha yapacak, okunacak, öğrenecek ne çok şey var."
Stefan Zweig 


"Kişi kendini kurtaramazsa onu başka kimse kurtaramaz." Cesare Pavase.

Aklımızda iz bırakan kendini kanıtlamış engelliler var. Aşık Veysel denince önce görme engelli oluşu değil, sazı, sözü, türküleri geliyor aklıma. Dünyaca ünlü fizikçi Stephan Hawkings'i nasıl unutabiliriz? Hareket kabiliyeti yok denecek kadar az ama beyni hala bilim üretiyor. Yatağa bağımlı olmasına rağmen karamsar değil.

Engelli insanların büyük çoğunluğu duyarlı, hassas ama o ölçüde kırılgan, naif insanlar. Duyu organlarının eksikliğini gönül gözü karşılıyor belki de. Engelinden çok, yetenekleriyle, insanlığıyla, duyarlılığıyla anılan insanlara büyük saygı duyuyorum. İyi ki varlar. Varlıkları pek çok insana ışık tutuyor. Tüm engelli kardeşlerimize daha iyi  koşullarda hayatlarını sürdürebilecekleri sağlıklı, mutlu, aydınlık günler diliyorum...

Makbule ABALI-Eğitimci
3Aralık 2017 Mersin.





Aralık 03, 2016

ENGELLENEN HAYATLARIMIZ...



Bazen düşünürüm; Hayatımızda aşmamız gereken, mücadeleyi zorunlu kılan ne çok engel var. Bazen yolumuzdaki bir inşaat çukuru ya da bir kasis. Yanlış yere park etmiş arabalar. Bazen maddi-manevi engeller vardır karşımızda; Yaşlılık, bedensel çöküntüler, ruhsal sıkıntılar hayatımızı istediğimiz gibi yönetmemizi  engeller. Bazen doğa koşulları engeller hayatı; Kar,yağmur, dolu, rüzgar, fırtına felç eder yaşamı. 

Ya bedensel engelleri nedeniyle hayatlarını sürdürmekte zorlanan insanlarımız... Görme engelliler, işitme engelliler, bedensel engelliler, zihinsel engelliler. Çeşitli yönlerden biz onlara rahat edebilecekleri fiziksel ve psikolojik ortamı henüz sağlayamamışken onlar var güçleriyle uyum sağlamaya çalışıyorlar.

Bazen eğitim- öğretim olanaklarından yararlanamıyorlar. Bazen engelli yollarda zorluklarla karşılaşıyorlar. Bazen anlayışsız davranışlarla, empati kuramayan kişilerle karşılaşıyorlar. Böylece engelliler için hayat, düzeltemediğimiz engellemelerle devam ediyor. Ancak iradesini, aklını kullanarak "pes etmeyen", olumsuz fiziki koşullarla, toplumdaki duyarsız insanlarla mücadele edebilen, engel tanımayan, kendisiyle barışık tüm engellileri yürekten kutluyoruz. 

Öte yandan hayatı engelleyen, ama pek farkında olmadığımız ne çok şey var yaşantımızda. Asıl büyük ve zorlayıcı engeller onlar. Doğal olarak engelli olup da engellere alışmış insanlarımıza belki çok da zor gelmiyordur bu ikinci grup engeller. Hayatımıza set çeken, zorlaştıran, canımızı sıkan asıl büyük engeller de var. Örneğin:

Kaba, hoyrat, haşin, acımasız insanların davranışları. Küfürlü, aşağılayıcı konuşmalar. Adil olmayan, haklıyı haksızdan ayıramayan kararlar. Haklı olduğumuz halde söyleyemediğimiz, içimizde kalan sözcükler. Eğitim-öğretimde yanlış uygulamalar, çocukları, gençleri zor durumda bırakan kararlar. İnsanın insana saygısızlığı, haksızlığı, merhametsizliği, aldırmazlığı... 
Ve daha nice davranış, nice durum sayılabilir. Asıl hayata ket vuran, engelleyen pek çok davranış...

Keşke öncelikle onları azaltabilsek, hatta zamanla kaldırabilsek tüm engelleri. O zaman engelli vatandaşlarımız da daha huzurlu , daha mutlu olmaz mı...?



3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde ve sonrasında yaşamları boyunca tüm engellilerin hak ettikleri gibi uygun bir ortamda, güzel bir dünyada yaşayabilmeleri yürekten  dileğimizdir.