Sayfalar

Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ağustos 25, 2025

İYİLİK HALİ

 


Hasta olmak, ya da hasta yakını olmak;

Dünyayı bir başka türlü algılamak

Yarı bilinçli, yarı uyanık. 

Gün yeniden ağarırken;

Ağrılarla, yerleşik acılarla uyanmak, 

Dost sandıklarınızı ayırt edememek,

Bazen renkleri bile karıştırmak birbirine

Alacalı, bulacalı, karmakarışık...

Çevreyi bir puslu camın ardından gözlemek;

İnsanın insana yakınlığını test etmek,

Anlayışını, doğruluğunu, vefasını, güvenini sınamak,

Sağlık ile hastalık arasındaki o ince-duyarlı çizgide...


Makbule ABALI

19 Ocak 2024 Urla









Nisan 11, 2023

YAĞMUR SONRASI BİR GÜN...

 


Sağanak yağan yağmurlardan sonra insanın içini ısıtan güneşli bir gün; uzun zamandır evden çıkmamıştık. Eviniz huzurlu bir yuva haline dönüşmüşse kuşlar gibi yuvaya yerleşiyorsunuz.  Özellikle erkekler huzur buldukları evlerinden kolay kolay dışarı çıkmak istemiyorlar. Dışarıda gürültülü, karmaşık bir dünya varsa , hele kent trafiği de huzursuz ediyorsa doğanın uyanışına tanık olmak amacıyla kısa yürüyüşler yapmak daha rahatlatıcı oluyor.                                  

                                               Zaman zaman dışarı çıktığımızda el ele etrafı gözlemleyerek  kısa yürüyüşler yapıyoruz. Gören gözlerle baktığınızda bir ot parçası bile can buluyor, bir öyküye dönüşebiliyor. Ya da bir insan yüzünde kocaman bir hayat dramasının izlerini okuyorsunuz. Bir Merhaba, bir Günaydın size farklı bir hayatın kapılarını aralıyor.                             

Hayatımın hiçbir döneminde baharı bu denli güçlü ve yoğun yaşamamıştım. Orman içi bir alandayız. Bahar yağmurlarıyla birlikte her yer yeşile büründü. Ağaçlar çiçeklerle donandı, tomurcuklandı. Zeytin ağaçlarının altında beyaz ve sarı papatyalar açtı. Sanki onlarla yarışırcasına diğer çiçekler de boy gösterdi. Her renkte, her boyda bir göz zenginliği sunuyorlar. Bir ara yağmurun ardından bir dolu yağışı da görmüştük. Mevsimler çok yönlü bir gösteri sunuyorlar adeta.        






Uzun yıllar yaşadığımız Akdeniz Bölgesi'nde mor salkım görmemiştim. Burada sokaklarda hemen her evin önünde cömertçe uzayan mor salkımlar var. Mor enerji rengi diye bilinir ama toplumca öyle büyük acılar yaşadık ki henüz o enerji içimize sinmedi. Çevrede zeytin ve çam ağaçları hakim. İnsanlar gibi bitkiler de yerini sevince, havaya ve toprağa uyum sağlayınca daha çabuk gelişiyor, uyum sağlıyorlar.                       

                       Burada zeytin ağaçları bir başka güzel. Adeta köklerinde enerji biriktirmiş gibi taze ve canlılar. Çamlar da Akdeniz Bölgesi'nde daha görkemli ve gösterişli görünürlerdi. Hele yaylalık bölgelerde, dağlarda ardıçlar, serviler, meşe ve köknarlar gökyüzüyle buluşurlar adeta.                                      Akasya, leylak, manolya ve narenciye  ağaçlarını özlüyorum. Görüntüleri, renkleri, kokularıyla  belleğimde silinmeyecek  izler  bırakmışlar. Ağaçlar da insanlar gibi; Ya uzun süreli iz bırakıyorlar belleğinizde ya da unutulup gidiyorlar.                                          

  Makbule Abalı. 10.04.2023 



M



Temmuz 17, 2022

GÜNLER GEÇERKEN,,,

İnsanın anlaşılmaya ne kadar ihtiyacı var. Bazen sadece kendi iç sesini dinlemek istiyor ; Sakin bir mekanda, belki sevdiği bir şarkı eşliğinde , ya da yalnız doğadaki sesleri dinleyerek. Kuş sesleri, akan su şırıltısı, ağustos böceklerinin sesleri... Çok uzaklardan gelen, yaşadığınızı, varlığınızı hissettiren sesler.
Oysa bazen tam tersine , sesler duymak isteriz çevremizde. Belki ahenkli, ahenksiz, notasız ama her telden. 

Kimi insan alışkanlıklarına bağlıdır. Saati bile kurmadan her gün aynı saatte uyanır, aynı saatlerde uyur. Monoton değil ama düzenli bir hayat ister. Aşırılıklara, aykırılıklara yer yoktur hayatında. Kimilerine sıkıcı gelir böyle bir hayat. Oysa düzensizlikler, belirsizlikler değil midir hayatın dengesini bozan? İnsanın değişmezliğine karşın çevresi değişir bazen. Yıllardır yaşadığı kent, alışveriş ettiği market, pazar, saçını kestirdiği berber, merhaba dediği kitapçı, çiçekçi...

Ama artık yeni bir yerde, yeni seçimler yapmak zorundadır. Zordur alışmak, kabul etmek, güvenmek... Sokaklar, yollar bile değişmiştir. Çok katlı apartmanlardan  az katlı evlere, geniş caddelerden Arnavut kaldırımlarına, parklardan ormanlara... Ne çok şeye yeniden alışmak, yeni bir hayata uyum sağlamak zorundadır. 

Neyse ki gökyüzü, güneş, ay, yıldızlar küçük yer değişimleriyle hep aynı yerlerindeler. Dünya aynı kocaman dünya; Hepimiz bir başka yerde, kendi küçük dünyalarımızda uyum sağlamaya çalışıyoruz. Hayat ağır çekimde devam ediyor...

Makbule Abalı