Sayfalar

i nsanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
i nsanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haziran 10, 2025

ÖLÜMÜN YÜREK BURKAN ACISI: FERDİ ZEYREK

                                                                  


Her ölüm, acı bir tecrübedir yaşayana. Nerede, nasıl ve kaç yaşında olursanız olun: Her ölüm zor bir yaşam tecrübesidir, zor bir sınavdır, bir duygu karmaşasıdır. Bir kopuştur adeta, Bir duraktır sanki. Her kayıp, insanı yeniden karanlık bir tünelden geçirir, ışığı göremezsiniz, dünyanız kararır. Yeniden sorgularsınız hayatı, yakın ve uzak çevrenizi. 

Bu uzun yolda suçlamalar vardır, İsyan ve inkâr vardır. Kendini toparlamak, yeniden gerçek dünyayla buluşmak uzun sürebilir. Acıyı sindirmek zaman alır.  Ancak hayatın içinde kabullenme de vardır... 

Ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı'nın bakış açısıyla, bir başka dünyaya göç etme ya da var olmanın sonu şöyle aktarılmış. 

"Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde; 

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter,

Ve serin serviler altında yatan kabrinde

Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter." 


FERDİ ZEYREK... Bu toplumun insanı. İçimizden biri.  1977 Yılında Manisa'da doğmuş. Bursa Uludağ Üniversitesi - Mimarlık Fakültesi mezunu. Evli, 3 kız çocuk babası. (Mutluluk tablosu gibi güzel aile fotoğrafınız, eşiniz Nurcan Hanım, masum bakışlarıyla kızlarınız hafızamdan  hiç silinmeyecek.) 

Hayatımda hiç karşılaşmadığım, hayat hikâyesini bilmediğim, ailesi-yaşam tarzı-umutları-hayal kırıklıkları hakkında fikir sahibi olmadığım bir İNSAN ölümüyle sarsıldım adeta.

İç dünyam altüst oldu.  Ölümünü-demeye dilim varmıyor- aramızdan ayrılışını ta yüreğimde hissettim.

Eşimle birlikte, onunla ilgili haberleri ekranlardan izlerken gözlerimizden yaşlar süzülüyordu. Daha sonra içimdeki fırtınanın etkisiyle katıla katıla ağladım. 

Sadece Manisa Halkını değil, sevenlerini, tutkuyla bağlananları, fikirlerini, ilkelerini, yaşam tarzını benimseyenleri öyle iyi anlıyorum ki...

Dürüstlüğe, katıksız sevgiye. doğru bildiğini uygun biçimde savunmaya, önyargısız olmaya, kardeşliğe ne çok ihtiyacımız varmış.

Güzel ülkemizin güzel insanları; sevmeyi, saymayı, iyi ile kötüyü ayırt etmeyi, değerlerin farkına varmayı, barış içinde kardeşçe yaşamayı yüzyıllardır bilseler de unutmuşlardı, hatırlattınız...

Bir cenazede çok farklı görüşteki insanların hep  birlikte dua edip, ortak temennilerde bulunabilmeleri ne güzel. Özlemişiz...

GÖNÜLDEN TEŞEKKÜRLER SAYIN FERDİ ZEYREK. BİZE YENİDEN UMUT VE GÜVEN AŞILADINIZ. 

Çocukları, gençleri, kadınları, yaşlıları, her kesimden, her meslekten, her çevreden insanı nasıl kucakladığınızı fotoğraflarda gözledik. 

Beden diliniz, içten gülümsemeniz, gözlerinizin ışıltısı, tokalaşmanız. selamlaşmanız, kucaklaşmanız, çocuklarla konuşurken onların boyunda eğilmeniz, her bir davranışınız, alçak gönüllülüğünüzün, iç dünyanızın, dışa yansımasıydı adeta. 

SİZİ  UNUTMAYACAĞIZ. 

Ömrümüz yettiğince; Sizi ve sizin gibi iyi, dürüst, güvenilir insanları rahmetle, saygıyla, özlemle anacağız. 

Tüm sevenlerinize sabır ve baş sağlığı dileyerek. 

Makbule ABALI- Eğitimci

10.06.2025 -Türkiye 






Kasım 18, 2024

GÖNLÜ VE BEYNİ GENÇ KALANLAR...


Tepelerde ya da dağ yollarında koca kayaların arasından başını uzatmış bitkiler, yeşillikler görürsünüz. O cılız görüntüye rağmen kökleri öylesine güçlüdür ki, elinizle çekip koparmak isterseniz kolay kolay koparamazsınız. Bir şekilde oraya yerleşmiştir. İlacı, gübresi, bakımı yoktur. Yağmur sularıyla beslenir sadece. Yaşama direncidir onu ayakta tutan. Rüzgara, fırtınaya boyun eğmez. Bazen de yol genişletme çalışmalarında görürüz. Dev kayaların arasında, dinamitle patlatılmış yerlerde, kökleriyle açıkta kalmış, diğer yarısı kopmuş, yarım ağaç gövdeleri dikkat çeker. Sanki meydan okur o teknik güce. "Ben böyle de varım" der adeta. Direnir tüm gücüyle. Kökler öylesine güçlü tutunmuşlardır ki ağaç o koşullarda da yaşar. Herhangi bir biçimde sürdürür canlılığını...

İnsanoğlunun da ayakta kalma mücadelesi, tırnaklarıyla yaşama tutunma çabası aynı değil midir? Aynı şekilde kökler sağlam ise yıkım da çok kolay olmuyor. Bu yıldan gelecek yılları düşünüp hayal edebilenler, plan yapıp zamanını yönetenler, cesaretini, umudunu kaybetmeyenler, zorluklarla daha kolay mücadele ediyorlar. Yarınlara daha rahat, daha sağlıklı ulaşıyorlar. Beyin ve gönül durağanlık istemiyor.

Yüreği sevgiyle dolu olanlar, kendisiyle ve başkalarıyla barışık olanlar, huzurlu, sakin bir yaşamı, mutlu bir beraberliği olanlar, bir idealin peşinden gidenler, zevk aldığı, yetenekli olduğu işi yapanlar, genellikle gönlü ve beyni genç kalanlardan oluyorlar. Toplumun her alanında böyle insanlar önder oldular çevrelerine. Toplum onları  rol-model olarak benimsedi. Belki hiç karşılaşmadılar, hiç yüz yüze gelmediler ama adeta mıknatıs gibi çekim güçleri çekti insanları kendilerine:

Yaşamları boyunca ilerlemiş yaşlarına rağmen mücadeleyi elden bırakmadılar. Bedenleri yıpransa da beyinleri sağlam kaldı, yürekten sevdiler insanı, doğayı, sanatı... Bazen bir tarihçi; Turgut Özakman, bazen bir doktor; Türkan Saylan, bazen bir çevreci; Hayrettin Karaca, bir sümerolog; Muazzez İlmiye Çığ, bir müzik adamı; Nevit Kodallı, bir edebiyatçı; Yaşar Kemal, bir dilbilimci; Mina Urgan. bir sanatçı, Yıldız Kenter, Tuncel Kurtiz... Ve daha adını sayamadıklarımız, unutamadıklarımız. Rahmetli olan ya da yaşayan, yaşlandıklarında dahi kendilerini yorgun hissetmeyip, enerjilerini dalga dalga çevrelerine yayanlar...

Bir de adını hiç duymadıklarımız, bilmediklerimiz var. Belki uzak bir dağ köyünde, küçük bir kentin kenar mahallesinde, adı duyulmamış bir kasabanın küçücük bir evinde, kırsal kesimde bir çiftlik evinde, sessiz sedasız sade, sakin bir yaşamı seçenler... Ama hep başkaları için çalışanlar, çevrelerini eğitmeye, yönlendirmeye kalkışanlar: Bazen bir  doktor, bir öğretmen, bir sağlık görevlisi, bir güvenlik görevlisi, bir mühendis, bir ziraatçı ya da sade vatandaş, kendini eğitmiş, çevresine ışık saçan bir idealist. 

Adeta "yaşsız insanlar" bunlar. Saçları ağarsa, yüzleri buruşsa da , bazen iki büklüm yürüseler de, "yüreği, beyni sağlam insanlar". Köşesinde oturup dinlenmesi gereken zamanlarda dahi çalışmayı tercih eden, ayakta durmaya çalışan insanlar. Son dakikaya kadar bitmemiş işleri tamamlamakla geçiyor ömürleri. Çalışmak onları diri tutuyor adeta. Onurlular, eğilip bükülmüyorlar, gururlular, çıkarları için çaba harcamıyorlar. 

Bir yaşam süresince gönlü ve beyni genç kalan, vicdanı katılaşmayan, almadan verebilen, gazete manşetlerine değil, gönüllere taht kurmayı özleyen, kaç yaşında olursa olsun, eli öpülesi güzelim insanlar... Keşke bu insanlarımıza yaşarken gereken saygıyı, özeni gösterebilsek. Ve ölümlerinden sonra, yaptıklarından ders çıkarabilsek... 

Makbule ABALI-Eğitimci:
21.10.2013

Güncelleme: 18.11.2024  

En zor zamanlarında bile; Büyük bir özveriyle, emek ve çaba harcayarak, ülkesine, yaşadığı toplumun insanlarına  hizmet sunan, üreten bu güzel insanları saygıyla, minnet ve teşekkürlerimizle, kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz. M.A