Sayfalar

Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 01, 2026

YAŞAR KEMAL'İN DİZELERİYLE... DÜNYA BARIŞ GÜNÜ

 


HANNA'YA ŞİİRLER

Dört bulut salıverdim gökyüzüne 

Gökyüzünün en yücesine, ucuna

Biri turuncu, biri yeşil, biri al, birisi apak

Dört bulut yolladım gökyüzünün en ucuna 


Dört top ışıktan, koskocaman

Turuncusuna sevgi yükledim

Yeşiline dostluk 

Arkadaşlık yükledim alına arkadaşlık 

Apak buluta barış yükledim,


Ne kadar çok özlemişsek barışı o kadar çok

Gidin dedim bulutlarım yeryüzünün üstüne 

Yağın dedim bulutlarım yeryüzüne,

Yağmadık hiçbir yer bırakmayın, hiçbir yer, hiçbir yer 


Ama hiçbir yer, hiçbir yürek, hiçbir göz, hiçbir kulak 

Hiçbir ova, hiçbir çiçek bırakmayın

Her yere, her yere, her yere yağın

Yağın ha yağın,

Yağın ha yağın, yağın ha yağın

Yağın ha yağın, ha yağın

Yağın insan yüreklerine 

Yaşar KEMAL (1923-2015) 

1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun. M. Abalı





Kasım 18, 2024

GÖNLÜ VE BEYNİ GENÇ KALANLAR...


Tepelerde ya da dağ yollarında koca kayaların arasından başını uzatmış bitkiler, yeşillikler görürsünüz. O cılız görüntüye rağmen kökleri öylesine güçlüdür ki, elinizle çekip koparmak isterseniz kolay kolay koparamazsınız. Bir şekilde oraya yerleşmiştir. İlacı, gübresi, bakımı yoktur. Yağmur sularıyla beslenir sadece. Yaşama direncidir onu ayakta tutan. Rüzgara, fırtınaya boyun eğmez. Bazen de yol genişletme çalışmalarında görürüz. Dev kayaların arasında, dinamitle patlatılmış yerlerde, kökleriyle açıkta kalmış, diğer yarısı kopmuş, yarım ağaç gövdeleri dikkat çeker. Sanki meydan okur o teknik güce. "Ben böyle de varım" der adeta. Direnir tüm gücüyle. Kökler öylesine güçlü tutunmuşlardır ki ağaç o koşullarda da yaşar. Herhangi bir biçimde sürdürür canlılığını...

İnsanoğlunun da ayakta kalma mücadelesi, tırnaklarıyla yaşama tutunma çabası aynı değil midir? Aynı şekilde kökler sağlam ise yıkım da çok kolay olmuyor. Bu yıldan gelecek yılları düşünüp hayal edebilenler, plan yapıp zamanını yönetenler, cesaretini, umudunu kaybetmeyenler, zorluklarla daha kolay mücadele ediyorlar. Yarınlara daha rahat, daha sağlıklı ulaşıyorlar. Beyin ve gönül durağanlık istemiyor.

Yüreği sevgiyle dolu olanlar, kendisiyle ve başkalarıyla barışık olanlar, huzurlu, sakin bir yaşamı, mutlu bir beraberliği olanlar, bir idealin peşinden gidenler, zevk aldığı, yetenekli olduğu işi yapanlar, genellikle gönlü ve beyni genç kalanlardan oluyorlar. Toplumun her alanında böyle insanlar önder oldular çevrelerine. Toplum onları  rol-model olarak benimsedi. Belki hiç karşılaşmadılar, hiç yüz yüze gelmediler ama adeta mıknatıs gibi çekim güçleri çekti insanları kendilerine:

Yaşamları boyunca ilerlemiş yaşlarına rağmen mücadeleyi elden bırakmadılar. Bedenleri yıpransa da beyinleri sağlam kaldı, yürekten sevdiler insanı, doğayı, sanatı... Bazen bir tarihçi; Turgut Özakman, bazen bir doktor; Türkan Saylan, bazen bir çevreci; Hayrettin Karaca, bir sümerolog; Muazzez İlmiye Çığ, bir müzik adamı; Nevit Kodallı, bir edebiyatçı; Yaşar Kemal, bir dilbilimci; Mina Urgan. bir sanatçı, Yıldız Kenter, Tuncel Kurtiz... Ve daha adını sayamadıklarımız, unutamadıklarımız. Rahmetli olan ya da yaşayan, yaşlandıklarında dahi kendilerini yorgun hissetmeyip, enerjilerini dalga dalga çevrelerine yayanlar...

Bir de adını hiç duymadıklarımız, bilmediklerimiz var. Belki uzak bir dağ köyünde, küçük bir kentin kenar mahallesinde, adı duyulmamış bir kasabanın küçücük bir evinde, kırsal kesimde bir çiftlik evinde, sessiz sedasız sade, sakin bir yaşamı seçenler... Ama hep başkaları için çalışanlar, çevrelerini eğitmeye, yönlendirmeye kalkışanlar: Bazen bir  doktor, bir öğretmen, bir sağlık görevlisi, bir güvenlik görevlisi, bir mühendis, bir ziraatçı ya da sade vatandaş, kendini eğitmiş, çevresine ışık saçan bir idealist. 

Adeta "yaşsız insanlar" bunlar. Saçları ağarsa, yüzleri buruşsa da , bazen iki büklüm yürüseler de, "yüreği, beyni sağlam insanlar". Köşesinde oturup dinlenmesi gereken zamanlarda dahi çalışmayı tercih eden, ayakta durmaya çalışan insanlar. Son dakikaya kadar bitmemiş işleri tamamlamakla geçiyor ömürleri. Çalışmak onları diri tutuyor adeta. Onurlular, eğilip bükülmüyorlar, gururlular, çıkarları için çaba harcamıyorlar. 

Bir yaşam süresince gönlü ve beyni genç kalan, vicdanı katılaşmayan, almadan verebilen, gazete manşetlerine değil, gönüllere taht kurmayı özleyen, kaç yaşında olursa olsun, eli öpülesi güzelim insanlar... Keşke bu insanlarımıza yaşarken gereken saygıyı, özeni gösterebilsek. Ve ölümlerinden sonra, yaptıklarından ders çıkarabilsek... 

Makbule ABALI-Eğitimci:
21.10.2013

Güncelleme: 18.11.2024  

En zor zamanlarında bile; Büyük bir özveriyle, emek ve çaba harcayarak, ülkesine, yaşadığı toplumun insanlarına  hizmet sunan, üreten bu güzel insanları saygıyla, minnet ve teşekkürlerimizle, kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz. M.A 

                                                              




Ekim 06, 2023

ÜNLÜ ŞAİRLERİN DİZELERİNDE YAŞAM

 


BU SABAH
Bu sabah çok güzel, mavi, tertemiz;
İçimden geçiyor aydınlık bir iz.
Öyle bir saadet ince belirsiz,
İnandım ki artık ben gülüyorum.
 
Bu sabah sütünü emdim sevincin;
Düştü kabuk gibi haset, fitne, kin;
Umut kirmeninde eğrilmek için
İpek gibi tel tel dökülüyorum.

Kovdum yüreğimde yatan garibi;
Bu sabah şu ufkun benim sahibi
Bir ufuk içinde akan su gibi
İçimden içime dökülüyorum.

Yaşar KEMAL








RİNDLERİN AKŞAMI

Dönülmez akşamım ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle,

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan 

Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece

Gruba karşı bu son bahçelerde keyfince,

Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!

Ya lâle açmalıdır göğsünde yahut  gül!

Yahya Kemal BEYATLI 



YAŞAMAYA DAİR ( Kısaltarak )

Yaşamak şakaya gelmez

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 

Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile meselâ, zeytin dikeceksin

.............

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani

yani bu koskocaman dünyamız

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız 

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu, şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

"Yaşadım" diyebilmen için...

Nazım HİKMET 



SON SÖZ

Boğazından lıkır lıkır geçen 

Şu suyun kıymetini bil

Nedir ki bu mavilik deme

Pencereden görebildiğin kadar 

Göğün kıymetini bil

Kıymetini bil çiçek açmış bademin

Güneşli odanın, çamurlu sokağın

Beyazın, siyahın, yeşilin,

Pembenin kıymetini bil 

Dirilik öyle bir şey yürekte

Sevinçle çırpınır,

Kavak yelleri eser insanın başında 

İnsanoğlu kızar, öfkelenir, savaşır

Halk için girişilen savaşta

O korkulu sevincin

Öfkenin kıymetini bil

Bil ki bu

Budur işte

Güneş yalnız dirileri ısıtır

Güneşin kıymetini bil.

Oktay RİFAT



AYRILIŞ

Bakakalırım giden geminin ardından

Atamam kendimi denize, dünya güzel,

Serde erkeklik var, ağlayamam.

Orhan Veli KANIK





BİR YOL HİKAYESİ 

Günün yorgunluğuna,

geleceğin belirsizliğine,

gecenin karanlığına,

dostların vefasızlığına 

inat,

sevmeli, sevmeli ki,

solmasın yaşam...

Tayfun TALİPOĞLU 


Mart 01, 2015

ÇUKUROVA'DA BADEMLER ÇİÇEK AÇTI, AMA...



Çukurova'da bademler çiçek açtı. Ama ne yazık, Yaşar Kemal artık yok. Çok sevdiği bahar çiçeklerini göremeyecek...
Saygıyla ve rahmetle anıyoruz.



Evrensel bir sanatçı, eserleri 40 dile çevrilmiş.Küçük yaşta bir gözünü kaybetmesine rağmen yılmamış, onlarca roman,öykü, tiyatro eseri yazmış. Hayatı boyunca barışı özlemiş. Deyişlerinden bazıları:

"İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar."
                                                                

"Düşünmek, en küçük anlamda var olmak demektir."

"Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır."
                                                                 

"Dünya on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. Tek dile, tek renge kalmış bir dünya hapı yutmuştur."
                                                                    Yaşar Kemal