Sayfalar

Hikmet Ayhan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikmet Ayhan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 28, 2024

YEME iÇME KÜLTÜRÜNDEN- RETROSPEKTİF'E- UZUN İNCE BİR YOL (2 )

 


Bazı yazılara başlamak güçtür; Aslında zihninizde anlatmak istediğiniz o kadar çok şey vardır ki, yeterince aktaramayacağınızı düşünürsünüz. Değerine inandığınız bir şeyin, yeterince hakkını veremeyeceğiniz endişesi gibi. Oysa ne çok şey vardır dağarcığınızda. Düzenlemek, toparlamak gerekir. Düşünürsünüz, tasarlarsınız-kuluçka dönemi uzun sürer- ve gün gelir iç sesiniz dürter sizi-daha ne bekliyorsun-der adeta.

Bilenler bilir; eskiden okullarımızda Türkçe ve Edebiyat dersleri ile birlikte Kompozisyon dersleri vardı. Yazım kurallarına uyarak, yazılı anlatımlarımızı "Giriş--Gelişme-Sonuç" bölümlerini dikkate alarak yazmamız istenirdi. En zoru başlamaktır. Bir başladınız mı sözcükler kendiliğinden akar gider. Çalışma temponuza göre; bazen parmaklarınızın ya da beyninizin işlerliğine kaleminiz veya klavyeniz isyan edebilir. Ama bilgisayar kullanımında usta olmayıp iki parmağa yüklenenlerde gecikmeleri bağışlayın lütfen. 

Yazımın başında yer alan katalog; "ÜMRAN AYHAN-Retrospektif" adıyla Ankara-Aşıkça Yayınevi tarafından 2023 Temmuz Ayı'nda kuşe kâğıda basılmış 400 sayfalık bir eser. Sanatçı-Öğretmen-Ressam Ümran Ayhan'ın yıllar boyu devam eden çalışmalarını içine alan bu değerli eser;14 Şubat 2023'te (amansız bir hastalık sonucu kaybettiğimiz) değerli sanatçının eşi Hikmet Ayhan tarafından yazılmış. Sanatçının çocukları; kızı Rengin ve oğlu Gencay da hazırlık aşamasında babalarına yardımcı olarak bu kalıcı çalışmaya katkıda bulunmuşlar. Çevrelerindeki dostların da yardımlarıyla bu güzel eser hazırlanmış.


ÜMRAN AYHAN

                                     D:1 Haziran 1954  Ö: 14 Şubat 2021 

Günlerdir hayranlıkla, imrenerek, takdirle okuduğum, izlediğim Retrospektifi tanıtım konusunda Hikmet Ayhan'dan izin aldım. Ancak alıntılarımı seçerken pırıl pırıl sayfaları çizmeye kıyamadım, sadece minicik noktalar koydum. İnce parmaklarım, yeterince güçlü olmayan kollarımla eseri kaldırmakta zorlandığım zamanlar oldu. "İyi ki kitaplığımızda artık böyle bir katalog var." diyorum. Hikmet Ayhan'dan tanıtım amacı ile birkaç görsel rica ettiğimde; bu dev eseri kargo ile evimize kadar gönderen sevgili Rengin Ayhan'a sonsuz teşekkürler. (Kargoyu taşıyan personel mutluluğuma ve mahcubiyetime tanık oluyor.)

Ümran Ayhan; İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Grafik ve Resim Bölümü'nden mezun.  Kız kardeşim  Emel (Gültekin) Yanar'ın sınıf arkadaşı. "Rahmetli" demeye dilim varmıyor; Ümran, okula birincilikle girmiş, çok yetenekli, çalışkan, yaratıcı, üretici, dünyaya sevgiyle bakan bir genç kız. Okulda yatılı öğrenciler olarak öğrenim görüyorlar o yıllarda. (1972-75) 

Ümran ve Emel, yatılı okul arkadaşlığının olumlu yanlarını paylaşıyorlar. Bir dönem tatilinde; Ümran  Emel'le birlikte Adana'ya geliyor, ailemizle tanışıyor, nazik, naif kişiliği, sıcak, içten davranışlarıyla gönlümüzü fethediyor.  Bir başka zamanda, Emel ve ben Ümranların Kuşadası'nda yaşadıkları eve konuk oluyoruz. O yıllarda otobüsle yaklaşık 15 saatlik bir yolculuktan sonra, Ümran'ın annesi Melâhat Teyze'nin sıcak sıcak ikram ettiği zeytinyağlı yaparak sarmasını unutamam. 


İzmir-Buca Eğitim Enstitüsü Yılları (1972-1975) 
Üstteki Fotoğraf: Emel Gültekin- Ümran Akten 
Alttaki Fotoğraf: Akşen  Sancak-Ümran Akten 

400 sayfalık Katalog RETROSPEKTİF,  "İÇİNDEKİLER" bölümüyle sayfalarını açıyor: Katalog başlığı altında; Sanatçı Ümran Ayhan'ın yaşamı boyunca severek yaptığı uğraşıları, çalışmalarından örnekler sergileniyor. Böylesine çok yönlü çalışma bir ömre nasıl sığdırılır diye düşünmeden edemiyorsunuz.

SUNUŞ 

"Nasıl geçtiğini anlamadığım kırk yıl sonunda, çok sevdiği mesleğinde öğrenci yetiştirmek için zaman kavramı tanımayan bir öğretmen, vefalı bir evlat, çocuklarına delicesine düşkün bir anne, fedakâr bir eş, duyarlı bir sanatçı, yetenekli bir ressam olan eşim Ümran'ı kaybetmek, bende yeri doldurulamayacak derin bir boşluk yarattı." diye başlıyor... (Hikmet Ayhan)

Vefalı , sadık, alçakgönüllü, düşünceli bir eş Hikmet Ayhan;  eşinin kaybıyla doğan boşluğu, o'nun adına ölümsüz bir eser yaratarak, çok güç ama kalıcı bir uğraşla doldurmaya çalışmış.  "Sunuş" yazısında kabarık bir teşekkür listesi var. Kataloğun hazırlık aşamasında, katkıda bulunan herkese hassas ve ince bir düşünceyle teşekkür edilmiş.

Sunuştan sonraki dört sayfalık "ÖNSÖZ" ;Ümran Ayhan'ın öğrencisi Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz tarafından yazılmış. İlk satırlar şiir gibi. 


 Ümran Ayhan'ın kişiliği, olaylara-dünyaya bakış açısı, insan ilişkileri, sanat anlayışı, eğitimci kimliği, üstün nitelikli insan özelliklerini;" İZLENİMLER, DÜŞÜNCELER" Bölümündeki ad ve kimlik belirterek yazılan notlardan öğreniyoruz. 

Dost ve yakınlarının beni bağışlamasını dileyerek; Katalogdaki bu bölümü en sona almak istiyorum. Çok değerli bir Sanatçı-Öğretmenin eserlerinden hiç olmazsa birkaç tanesini görmek ister; sanata gönül veren, değerbilir insanlar... (Yazar Hikmet Ayhan'dan izin alınmıştır.)
Ümran Ayhan her bir eseri tasarlarken ona uygun biçimde adlandırmış. Şiir gibi, şiir diliyle...


Ölü Ağaç, Lavi Tekniği, 1975


Dokuz Doğuranların Zeytin Ellemede Dinlence Anı, Yağlı Boya


Ölmez Ağaç, Yağlı Pastel, 2008


Papatyanın Zeytine Saygısı, Toz Pastel-2013

İçtenlikle söylemeliyim; Çok uzun bir zaman diliminde, karmakarışık duygularla yazdığım, düşündüğüm sürekli notlar tuttuğum, anılarda gezindiğim ancak aldığım izni istismar etmemek adına, hayranlıkla izlediğim pek çok çalışmaya yer veremediğim bir paylaşım bu. 
 
Kararsızlığı biraz da zamanlamada yaşadım: Bir Öğretmenler Gününde, bir Sanat Haftasında, bir 14 Şubat günü ya da  Eğitimle ilgili bir  yazıda paylaşabilirdim bu alçakgönüllü, egosuna yenik düşmemiş, yüreğinin ve yeteneklerinin doğrultusunda yol almış duyarlı ve hassas bir ruhu; Ümran (Akten) Ayhan'ı... Özgün bir yazıyla anmak-yürekten kutlamak istedim. 

Zamanında tanıyamadığımız, değerini bilemediğimiz, pek çok insanımız gibi; insanlık adına üreten, emek harcayan bir sanatçıyı,  bir güzel ve özel insanı; yakınları- tanıyabildikleri kadar- anlatmaya çalışmışlar: 


Katalog Arka Kapak 

                                 İZLENİMLER-DÜŞÜNCELER 





Katalogda Hikmet Ayhan, vefalı eşinin mutfak kültürüyle ilgili çalışmalarını da şöyle özetliyor: 
Evinde ve zeytinlikteki damda ziyaretçileri, öğrencileri, mutfağında birkaç çeşit yemeği, çöreği-böreği, kanepesi, kırma-çizme zeytini, siyah sele zeytini, ot yemek ve salataları (hindiba, bambul, roka, eşek helvası, tarla soğanı, turp otu, radika, arapsaçı, şevketi bostan, kuşkonmaz, sarmaşık, deniz börülcesi, cibez, hardal otu vb.) eksik olmaz. Çocuklar ve ziyaretine gelenler için her zaman evde birkaç çeşit yemeği hazırdır. Bunlar yetmiyormuş gibi, evde yapılanlar, çoğunlukla eşinin işyerine de ulaştırılır.


Katalogda -Eşinden-  kısacık ama çok anlamlı bir SON SÖZ var.

ÜMRAN AYHAN
Kendini hep resim-iş öğretmeniyim diye tanıtan, bir günden bir güne sanatçıyım, ressamım demeyen mütevazı kadın; tüm bu sıfatlar sana feda olsun!... Bıraktıklarınla yaşayacak ve yaşatılacaksın1...
Hikmet Ayhan 



Bu yazının iki bölümde biteceğini düşünürken yanılmışım. Kataloğu bitirdiğimi sanırken her bakışta yeni güzelliklerle karşılaşıyorum. Daha günlerce bakmam gereken ne güzel ayrıntılar var. Dün gece Ümran Öğretmen'in "Eskiz ve İş Planlama Defterleri" ne çok şey düşündürdü bana.

Çocuklarla ilgili çalışmalarına bakarken anıların içinde yolculuklar yaptım. Şimdilerde bile resim, müzik derslerinin yeterince işlenmeden, tüm yoğunluğun sınavlara ayrılışına bir kez daha içim yandı. Yetenekler dışa vurulamadığında ülkemizde giderek mutsuz yetişkinler, suskun insanlar çoğalıyor. Oysa sanat, terapi gibidir.

Sevgili Ümran Öğretmenim; Keşke sizi daha çok- çocuk-genç-yetişkin- İNSAN tanısaydı. Dünyamızda kalıcı izler bırakarak uzaklara gittiniz.  İyi ki varlığınızla, enerjinizle, içtenliğinizle rol-model oldunuz, nice yüreğe dokundunuz. 

Bir zamanlar liselerimizde Sanat Tarihi derslerimiz vardı. Sergilerinizde bulunabilseydim; Hiç abartısız, içimden gelerek, kulağınıza fısıldamak isterdim: "Zaman tünelinde geriye gidiş olabilseydi ve siz keşke Öğretmenimiz olsaydınız... "

Makbule ABALI- Emekli Eğitimci
28 Aralık 2024 İzmir-Urla


Kaynak : Ümran Ayhan Retrospektif- Hikmet Ayhan

Kelime Anlamı:
İng-Retrospective Latince- Retrospectare
Retrospektif Anlamı: Geriye bakmak, meydana gelmiş olayların gerisine, geçmişine bakmak.
Görsel Sanatlarda Retrospektif: Bir sanatçının kariyeri boyunca yaratmış olduğu eserlerden derlenmiş sergilere denir.
Kaynak-Vikipedi

TDK Sözlüğü: Dünden Bugüne. Kökeni Fransızca. Retrospective









Aralık 15, 2024

Bir kitap: SADENİN LEZZETİ (Yeme İçme Kültüründen Retrospektife Uzun İnce Bir Yol) 1

 


Uzun zamandır yazmayı tasarladığım bir yazı bu. Yaklaşık beş aydır elimde olan güzel bir kitabın tanıtımını istemeden  geciktirdim. SADENİN LEZZETİ sadece bir yemek kitabı değil. Orta Anadolu'da Çankırı İli- Kurşunlu İlçesi'nde yeme-içme kültürünü, felsefi bir bakışla derinlemesine işleyen, 2024 yılında basılan  bir kitap. Ülkemizin birçok yöresinde aynı kültürün uzantılarını görmek mümkün.

Bazı kitaplar farklıdır; Kitabın satır aralarında yazarın yaşamından da güçlü yansımalar  bulursunuz. Kitabın içinde adeta ikinci bir kitap vardır. Gerçek yaşamdan bir başka öyküye uzanan yollar çıkar karşınıza. Kitap ayrı bir değer kazanır kafanızda.  Anlatılanlar anılarla bütünleşir, ruhunuza işler adeta.

"Sadenin Lezzeti" 86 sayfa, boyutu küçük ama içi dopdolu bir kitap. Bir kez okunup bir köşeye  bırakılacak  kitaplardan olmadığı gibi okudukça bilgi dağarcığınızı zenginleştirecek bir kitap.  Eserin tüm yayın hakları,  Kurşunlu Tarih Araştırmaları Derneği'ne ve yazarı Hikmet Ayhan'a ait. 

Anaerkil Aile düzeninde kadın önemlidir, yuvayı yapan dişi kuştur Baba ocağında- ana kucağında büyür çocuklar. Kadın saygı görür, evine bağlıdır, yedirir-içirir. Ama hane halkı da yardımcıdır, destektir ona. Küçüklüğünde annesine mutfakta veya ev işlerinde yardımcı olan erkek çocuklar, kadınlara saygı duymayı  öğrenir, gelecekte hayat arkadaşını da mutlu eder.

Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısından yazar Hikmet Ayhan'ın ODTÜ Siyaset Bilimi, Kamu Yönetimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olduğunu öğreniyoruz.  Alçakgönüllü yazar  kendini; "Çocukluğundan beri annesinin yanında mutfakla hep iç içe olmuş, önce annesine evlendikten sonra da eşine yamaklık yapmıştır." cümlesiyle tanıtıyor. 

Önce son sayfadaki "Kaynak Kişiler " ilgimi çekiyor: Hikmet Ayhan (70 yaşında), Emine Bozdemir (72 yaşında), Nezihe Uslu (75 yaşında), Hatice Kaya (78 yaşında), Osman Kaya (83 yaşında), Emine Kuzu (90 yaşında) Her yaşta insanın verimli olabileceğini kanıtlayan bu güzel insanlara; sağlıklı nice yıllar dileyerek sonsuz teşekkürler. 

Kitabın önsözünde Hikmet Ayhan okuyucuya şöyle sesleniyor: "Beslenme alışkanlıkları, insanların yaşadıkları coğrafyaya ve kültüre özeldir. herkes her şeye sahip değildir. Doğa, paylaşımcı olmayı, azla yetinmek terbiyesinin nefsimize öğretilmesini ve bir tek ekmeğe değil, seni doyuran, senin hayatta kalmanı sağlayan her nimete saygılı olmayı gerektirir." 

"Kurşunlu Yöresel Yemeklerinin", yazara göre "kendi halindeki" dönemi şöyle vurgulanmış: "Yani yiyeceklerin içine katkı maddelerinin konmadığı, gerçek tatlarını unutturan sosların eklenmediği, lezzetlendirmek için yağ-ot-baharat karışımının adının marine, kavurma işinin soteleme olmadığı, tarladan biçilip hiçbir müdahale yapılmadan su değirmenlerinde öğütülen buğdayın lezzetinin  zaten kendi başına yeterli olduğu dönemlere aittir."

Önsöz, çok mütevazı bir deyişle sonlanıyor: "...bu çalışmanın yaşayamayıp yaşatmak isteyenlere naçizane bir rehber, gelecek kuşaklara kültürel bir miras, ilçemizde var olduğunu bildiğim gastronomi dalında daha yetkin insanlarımızın sofistike çalışmalar yapmalarını teşvik edici mütevazı bir kaynak olarak algılanmasını diliyorum."

Kitabın içinde ana başlıklar halinde, en sade ve yalın anlatımlarla sofralarımızda yer alan yemekler anlatılıyor. Fotoğraflarla; Yemek Kültüründe kullanılan tarım aletleri ve kap kacaklar tanıtılıyor

Bir başka bölümde; Kurşunlu İlçesi Yemek Kültürüyle ilgili Deyimler ve Atasözleri yer alıyor. Her bölüm, gelecek kuşaklara bir kültürel miras ve rehber niteliğinde. Bu bölümden alıntılar:

*Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.

*Buğday hicaza giderken, arpaya ince ekmeğe karışma demiş.

*Meyve veren ağaç taşlanır.

*Sağlık istersen çok yeme, saygı istersen çok deme.

*Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.

Kitabın sonunda, örnek olarak birkaç kısa hikaye bile var.

Adı bile alçakgönüllülükle konmuş, değerleri yaşatmak ve  paylaşmak düşüncesiyle yola çıkan bu kitabı bir bölümde aktaramayacağımı biliyordum. En yakın zamanda yazar Hikmet Ayhan'ın rahmetli eşi Öğretmen-Sanatçı-Ressam sevgili Ümran Ayhan ile ilgili bir Sergiden notlar aktarmaya çalışacağım. 

Kurşunlu Tarih Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz ve Yazar Hikmet Ayhan'a, kitabın yayınlanmasına katkıda bulunup emek harcayanlara yürekten teşekkürler.

Makbule Abalı-Eğitimci

15 Aralık 2024 İzmir-Urla