Sayfalar

sanatçılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanatçılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mart 16, 2026

BİR ANMA PROGRAMI: SÜREYYA BERFE

 


Yazmayı, yapmayı düşündüğü şeyleri ertelememeli insan. Zaman öylesine çabuk geçiyor ki, günbegün anlatmak istediğiniz konular güncelliğini kaybediyor. Sondan başa giderek anlatacağım  bu kez.

İzmir Urla'da TOHUM Sanat Alanı ve İlkdördün Kültür ve Sanat Vakfı işbirliği ile şair Süreyya Berfe'yi anma ile ilgili bir dizi etkinlikler planlanmıştı. Küratörlüğünü Hakan Kırdar'ın üstlendiği, 18 sanatçının yer aldığı serginin açılışı 4 Mart günü gerçekleşti. 

Tüm çalışmalar; Hayatının 15 yılını İzmir yöresinde (Foça ve Urla'da) geçiren, 9 Ocak 2024'de Urla'da vefat eden şair Süreyya Berfe ile ilgiliydi. Yaşamında sayısız edebiyat ödülleri alan, şiirleri 18 dile çevrilen, insanlar, doğa, çocuklarla ilgili felsefi, edebi yüzlerce şiir yazan ama pek çok sanatçı gibi yaşarken yeterince tanınmayan, anlaşılmayan bir şairimiz.

4 Mart- 8Nisan tarihleri arasında belli bir program doğrultusunda düzenlenen etkinlikler, Şair Berfe'ye bir vefa borcunu ödemekle kalmadı. Çalışmalar aynı zamanda toplumun farkındalığını ve duyarlılığını arttırarak sanata, sanatçıya bakış açısını geliştirmek amacını da taşıyordu. Urla; güzel doğası, kadim tarihi ve kültürlü insanlarıyla pek çok şair, yazar ve sanatçının tercih ettiği bir belde olmuş.


 

Bu programın içinde en son düzenlenen etkinlik; Urla İskelede Tanju Okan Parkı'nda "Süreyya Berfe Şiir Günü" adıyla "Urla Açık Hava Şiir Antolojisi" oldu. Böyle bir düzenlemeyi yaşadığı günlerde hep hayal edermiş Süreyya Berfe. Gerçekleşmesi ne iyi oldu.

Sanırım her şey, O'nun istediği gibi oldu. Güneşli ama biraz serin bir günde 7' den 77'ye  hatta 90 yaşına kadar şiir severler bir araya geldiler. Yapı Kredi Yayınları arasında yayımlanmış Berfe şiir kitapları elden ele aktarıldı. Berfe'nin şiirlerinden dizelerle sesler açık havada yankılandı. Mikrofon elden ele dolaştı. Şiire tutkun insanlar açık hava şiir antolojisinde heyecanla yer aldılar.

Sevda şiirleri, doğa şiirleri, çocuk şiirleri, toplum şiirleri adeta bir şiir sepetinden tek tek ayıklanarak sunuldu. Aramızda; bastonuyla yaş almış insanlar, gençler, pusette bebekler, okumayı yeni kavramış çocuklar da vardı. Varsın heceleyerek okusun, şiir okumanın , dinlemenin, düşünmenin, hayal etmenin hazzına vardı insanlar. Heyecan dalga dalga yayıldı,  kuşlar, ağaçlar, gökyüzündeki bulutlar tanıklık ettiler bu güzel dinletiye...

Bu güzel günden bir gün önce (14 Mart Cumartesi Günü)  Tohum Sanat Alanı üst katında 7-10 yaş arası ilkokul öğrencileriyle bir etkinlik gerçekleştirdik. Günün duyurusu önceden yapılmıştı. Son zamanlarda bulunduğum en güzel etkinlikti diyebilirim. Süreyya Berfe çocuk kitapları (Çocukça, Eksik Alfabe) üzerinden hayatı anlama, algılama ve anlamlandırma çalışmaları yaptık.

Duyguların dışa vurumu, merak, sorma, sorgulama, kendini ifade etme, paylaşım konularında bulmacalar, masallar, el becerileri  yoluyla çalışmalar yaptık. Sevgi ve ilgi ile güven vererek, uygun yaklaşımlarla çocuklar harikalar yaratıyor, kalıcı izler bırakıyorlar. Hepsi o kadar içten, doğal, yapmacıksız, abartısız. Berfe de çocukları çok severmiş.


Bütün bu yapılanları görse Süreyya Berfe de çok mutlu olurdu eminim. Her çalışmada O'nun ruhsal ve zihinsel dünyasından esintiler, anılar ve yaşanmışlıklar yansıtılmaya çalışıldı. Açılışta düzenlenen sergi çok daha geniş kapsamlıydı. Grafik çalışmaları, yazı ve fotoğraflar, küçük heykelcikler, kullandığı eşyalardan özenle saklananlar... Çalışmaların bir bölümü İstanbul'da Yapı Kredi Sanat Galerisi'nde sergilenecek.

Sergi kapsamında ben, şiirlerinden, deyişlerinden yola çıkarak, Süreyya Berfe ile söyleşiyi seçtim. Nostaljik anlamda siyah-beyaz eski fotoğraflar eşlik etti bu hayali sohbete. Onunla tanışma-görüşme şansım olmadı. Zaman tünelinde yolculuk beni heyecanlandırdı, çok mutlu etti. Ekipte yer alan arkadaşların her biri çok değerliydi. Yardımlaşma ve paylaşım örnek olacak ölçüdeydi.


Kültür ve bilim insanlarımıza, sanata ve sanatçılara gösterilen ilginin, duyarlılık ve farkındalığın artması, toplumsal bilincin sağlanması içten dileğimizdir. Kaybettiğimiz tüm değerlerimizi rahmetle, saygı ve özlemle anıyoruz. Yaşayan tüm değerli insanlarımızın hak ettikleri biçimde yaşatılmaları, değerlerinin fark edilmesi umut ve beklentisiyle... 

Makbule ABALI-Eğitimci

16 Mart 2026 Urla-İzmir


SEVGİLİ ARKADAŞIM adlı şiirinin ilk dizeleri;

Gözlerinin rengi gibi

yüreğinin rengi gibi

saçların da kendi renginde

Ama ben ellerini gördüm önce

toplayan, düzelten, onaran ellerini...

Dokunduğuna soluk aldıran 

telaşlı, usta, sevecen ellerini... 

Geç anladım ve inandım.

Her gün daha çok inanıyorum.

Ellerin, güzel işlerin karıncası.

Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak.

Süreyya BERFE










Haziran 01, 2025

Bir Başka Sabaha: Güneşle-Sağlıkla-Umutla-Uyumlu Uyanmak...

                                                               


 Güneş her gün yeniden doğarken, gözlerimizi kamaştıran parlak ışıklarıyla sadece çevremizi aydınlatmakla kalmıyor. Ruhumuzun  da  ta derinliklerine ulaşıyor, usul usul yüreğimize de küçük dokunuşlarla ulaşıyor, incitmeden, bağırmadan, hırpalamadan; "Uyan artık derin uykulardan," diyerek bizi, yeni bir güne "Merhaba!" demeye hazırlıyor. 

Tüm varlığımızın,  bedenimizin ,benliğimizin, zihnimizin en ıssız, en ücra, en gizli-saklı köşelerine dek ulaşıyor, ışık hızıyla yayılıyor. Mavi-beyaz-sarı-mor-turuncu-yeşil , rengârenk bir renk harmanıyla, güçlü enerjisiyle, sindire sindire geliyor ve  biraz daha yüksek tonda sesleniyor: "Uyuma, uyuşma, umutsuz kalma!" 

Çalar saat ya da çan sesi gibi değil, kulağınızda çınlamalar yaratmadan, kabalık veya zorbalıkla da değil, Bir anne sesi gibi ılımlı, bebek sesi kadar yumuşak, bir sanatçı duyarlılığı ile, anılardan süzülmüş bir ninni  kadar etkileyici. Doğanın ta içinden gelen kuş sesleri ile birlikte havanın ince-hafif esintisi de uyumlu bir beraberlik oluşturursa... 

İşte o zaman, her şeye rağmen; DÜNYA daha güzel, daha yaşanabilir, daha mutlu-huzurlu-umutlu geliyor İNSAN'A.  Tüm yollar çıkmaz sokaklara ulaşsa da, kuşku-endişe güvensizlik ve kararsızlıklar hayatımızı karartsa da, karmakarışık-anlaşılmayan sesler kulağımızı yıpratsa da...

Zihnin, ruhun, yüreğin yükü; tüm bedenimizi zorlayarak, boynumuzdan omuzlara, kollardan ellere, dizlerden bacaklara, ayaklara kadar inip, hızımızı keserek hayatı yavaşlatsa da...

Tüm zorluklara  direnerek, yaşama sevinciyle, önce CANLI ve ardından İNSAN kimliğimizle, duyarlılık, farkındalık, hoşgörü ve sağlıklı algılamalarla YAŞAMAK gerek... 

Bahara veda ederken; Bir başka mevsime-Yaza MERHABA diyerek... 

Makbule ABALI- Eğitimci 

1 Haziran 2025 İzmir-Urla

                                                                          


                                                                             








Mart 23, 2025

SEVDİKLERİMİZİ ANMAK-Yad etmek

 

Yüzyıllardır insanlar duygu ve düşüncelerini çeşitli şekillerde yansıtmışlar: Bazen çizgilerle, bazen yazıyla-şiirler, mektuplar, öykülerle- bazen resimler ya da heykeller, nameler, şarkılarla... 

Dünyanın her yerinde farklı diller, farklı anlatım biçimleri olsa da , beden diliyle, işaretlerle anlaşma sağlansa da insan içindeki birikimleri dışa aktarmak istiyor.  Bazen sessiz gözyaşları, bazen hüngür hüngür ağlamak, kimi zaman sıkılmış yumruklar ya da kaskatı kesilmiş sessiz bedenler. 

Ayların, günlerin, yılların veya adların, yerlerin, yörelerin, orada yaşayanların hayatımızda etkileri var elbette. Ama onlara asıl anlam yükleyen, farklı algılayan, yorumlayan biz insanlar değil miyiz? Ayların, günlerin ne suçu  var? İyi anları, anıları arttırmak, kötülükleri azaltmak, dünyamızın güzelleşmesine çok az bile olsa katkıda bulunabilmek, asli görevimiz değil midir?

Bugün, bir günlüğüne  (her zamanki alışkanlığımın dışında)  kısa bir yazıyla Mart Ayında, hayatın içinden iki olayı vurgulamak istedim:

3 Mart 1982 - Çok sevdiğim Babam  ( Ankara Hukuk Fakültesi mezunu) Avukat Dehri Gültekin'i kaybettiğimiz gün. "Şafak Söktü Yine Sunam Uyanmaz Türküsünü çok severdi. 
Saygıyla-sevgiyle-rahmetle anıyorum.

22 Mart 2025 - 47 yıllık hayat arkadaşım, Emekli Eğitim Müfettişi Ahmet Abalı'nın (Annesi güdük ayda doğdun dermiş.) 7 kardeş arasında kimliğine yazılan doğum tarihi. Karacaoğlan Türkülerine, Müzeyyen Senar, Zeki Müren şarkılarına hayrandır. Ona da çok sevdiği bir şarkıyı armağan etmek istedim. Sürprizleri sever. 

Makbule Abalı-Eğitimci
23.03.2025 İzmir-Urla 













Mart 05, 2025

HAYAT AKARKEN GERİYE KALANLAR-İyi Günler, Zor Günler...

 




Hangi mevsimde olursak olalım hayatın hızlı akışı içinde iyi gün de, kötü gün de yaşanıyor. Hayatımızın rotasını istediğimiz-beklediğimiz- umduğumuz gibi yönetme şansımız yok. Bazen bir pınar akışı gibi sakin, huzurlu günler yaşarken bir başka gün okyanusun ortasında yorgun, umarsız hissedebiliyoruz kendimizi. Bir cankurtaran simidi bile olmaksızın su üstünde kalmaya çalışıyorsunuz. 

Dünya coğrafyası gibi hayatımızda da engebeler, inişli çıkışlı yollar, çıkmaz sokaklar, uçsuz bucaksız doğal güzellikler ya da dipsiz kuyular, hatta uçurumlar var. Her şeye hazırlıklı olduğumuzda daha az üzülüyor, daha az yıpranıyoruz. Hayat sürprizlerle dolu. O sürprizler ya da küçük mucizeler değil midir bizi yaşamı sımsıkı tutunmaya yönlendiren, direncimizi tazeleyen?

Sabahları kuşlar aç kalmasınlar diye çırpınırken kolay kolay geçmeyen bir öksürük geceleri daha da uzun kıldı. Gençlikte ilaçlara sarılmasak da yaş aldıkça güvendiğiniz doktorların önerilerine-en kısa zamanda iyileşmek isteyen sakin ve uysal bir hasta olarak- aynen uyuyorsunuz.  Hele çekinerek aradığınızda, utanarak telefon ettiğinizde karşınızda mekanik bir ses yerine İnsan sesi duyabilmek, sesinizin tınısından anlaşılabilmek...Kuru bir teşekkür minnet borcunuzu ödeyebilir mi?

Zor günlerde, hele acı ve hastalıkların yoğun yaşandığı günlerde çevrenizde dürüst ve güvenilir, yardımcı olmakla mutluluk duyan, duygudaş, sizinle sevinen-sizinle üzülen, her soruna çözüm bulmaya çalışan "hakkınızı nasıl öderiz? " diyebileceğiniz komşudan öte gerçek bir dost gibi kişiler bir evdeki iki hastayı da mutlu kılabilir. Gri günleri masmavi renklendirir.

Kendinize bile yetemediğiniz zamanlarda bazen "Ah bu kediler de bahçeyi tuvalet sanıyorlar." demişken, kapı önünde-bahçede yeşeren  papatyalar ve doğal yeşilliklerle, şifa kaynağı doğal otlarla nasıl da mutlu olursunuz. 



Duyarlı, naif, hassas insanlar aramızdan çabuk ayrılıyorlar. Her beyin ve yürek fırtınası ya da olumsuz  yaşanmışlıklarla  gün geliyor,  geride kalanlara veda ediyorlar. İyi ki değer bilen insanlar, dostlar var. Kayıpları anılarla , anma günleri ile bir vefa borcu, insanlık örneği gibi gündeme taşıyor, unutmuyor, unutturmuyorlar. Psikolog-şair-yazar Suna Tanaltay' ın ölüm yıldönümünde "Bir  anma Gününü" lâyık olduğu biçimde gerçekleştiren Mersin ve Tarsus Alzheimer Derneklerine sonsuz teşekkürler. 

Ebediyete göçmüş, toplum ve ülkesi adına yararlı-güzel işler gerçekleştirmiş, iz bırakmış tüm kayıplarımızı saygı, rahmet ve teşekkürlerimizle anarak... 

Makbule ABALI-Eğitimci 

5 Mart 2025 İzmir-Urla






Mart 01, 2025

ÖZLENEN BAHARLAR...

 


"Her gecenin bir sabahı var." dediği gibi ünlü şairin, rahatsızlıklarla, yoğun ve yorgun zamanlarla yaşanan günlerin ardından er veya geç güzel günler de yaşanıyor. Bahar; yeniden doğuş, doğanın yeniden can bulması, dirilmesi adeta. 

Baharı karşılarken; Sanatçılardan destek almak gerek. Şiirlerden, şarkılardan, türkülerden Ve elbette doğadaki değişimden-evrenden-gökyüzünden-ısınan havadan-sudan-topraktan, insanlardan..


BİR ŞİİR 

KADIN OLANIN TÜRKÜSÜ (Şiirinden dizelerle)

Her bahar, her yaz gurbette 

Sılaya dönmesi olur velakin 

Ne sılamız belli, ne gurbetimiz 

Çiğdemi Ardahan yaylalarında 

Nergisi Sinopta

Vanda koparmışsak sarı gülü 

Portakal kokusu Kumlucadan gelir 

Karıştırdık sıla nere, gurbet hangisi 

Bizim gibi gurbetçi görülmemiştir 

Selam olsun bizden önce geçene 

Selam olsun dosta, hasa, çile çekene 

Selam olsun dayanana, düşene 

Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına

Gülten AKIN


BİR SÖZ

"Ah kimselerin vakti yok 

Durup ince şeyleri anlamaya "

Gülten AKIN 


BİR ŞARKI




BİR TÜRKÜ





Yeni bir mevsimde, yeni bir ayda: Tüm insanlık adına; İyiliklerin, güzelliklerin, bolluk ve bereketin çoğalmasını, kötülüklerin, olumsuzlukların azalmasını dileyerek... 

Makbule ABALI-Eğitimci 

1 Mart 2025 Urla 

Şubat 26, 2025

TAKVİMDEN YAPRAKLAR- Günlerin Getirdiği...

 


Hayatın akışı içinde zaman göstergeleri hepimiz için ne kadar önemli. Zamanın değerini bilmediğimizde çok şey kaybediyoruz. Kişisel durumumuza, özelliklerimize göre  zaman ve mekân farklı algılanıp değerlendirilebiliyor. Gün doğumu-gün batımı, günlerin uzaması-kısalması, doğadaki değişimler, gökyüzü hareketleri, yıldızlar; Her biri ayrı bir inceleme konusu. 

Yüzyıllardır farklı yıllar ve dönemler içinde,  her yaştan insan  bazen toplumsal bazen bireysel olarak hayat ve zaman kavramını değerlendirmeye çalışmışlar. Bu konuda üniversitelerde araştırmalar yapılmış, bilimsel tezler hazırlanmış, seminerler düzenlenmiş. Sosyoloji,  felsefe mantık, psikoloji,  matematik, geometri, astronomi, fantastik öyküler ve gelecek tahminleri sürdürülmektedir. 

İnsana özgü her konu merak uyandırıyor, Neden, nasıl, ne zaman, nerede sorularına yanıtlar aranıyor. Yapay zekâ, duygusal zekâ işleyişleri, devletlerin güçlerini kanıtlama yarışı, kuşaktan kuşağa süren çalışmalar... Yaşayarak-araştırarak-kanıtlanarak-belgelenerek; Belki yıllar sonra nedenlerle sonuçlara ulaşılacak...

2000'li yılların  henüz ilk çeyreğindeyiz.. 2025 Yılı ikinci ayının bitimine çok kısa bir zaman dilimi kaldı İki gün sonra bu yılın kış mevsimi bitip yeni bir bahar başlayacak. Evimizdeki takvimde yılın en kısa ayı Şubat'ın son 10 gününe serpiştirilmiş özdeyişler-fikirler ve şiirlerden bir seçme yaptım. 

Düşüncelerin sahipleri;  dünyamızın çeşitli ülkelerinden sevilen, saygı gören bilim insanları, devlet adamları, filozoflar, şair-yazar ve sanatçıları. Yıllar-yüzyıllar öncesinden o değerli insanlarının söylediklerini okumak ve düşünmek, bana iyi geldi. Paylaşmak istedim:

* "Her ne kadar milletlerin ve demokrasilerin işbirliği yapmaları lâzım ve mümkünse de, işbirliği  ancak bir tek gayeye, yani barışa yönelikse mümkün ve yararlı olur." Atatürk 

* "İnsanlar birbirlerine yardımdan el çektikleri gün, insanlık yok olur. Karşılıklı  dayanışma olmazsa toplumlar yaşayamaz." Walter Scot 

*"Yanlış yoldan gitmenin birden çok yolu vardır. Ama doğruyu yapmanın tek bir yolu bulunur. Yanlış yapmak bu yüzden kolay, doğruyu bulmak ise bu yüzden zordur." Aristo 

* "Şeref ve erdem ruhun süsüdür; bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez." Cervantes

* "Hukukun etkisinin azaldığı yerde, kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar." M.Dueverger 

* "Siz birbirinizden ayrılırsanız, hepinizi ok gibi birer birer  kırıp parçalarlar. Oysa birlik olursanız hiç bir kuvvet sizi kıramaz." Oğuz Kaan 

* "Savaş bir para israfıdır... Hayatın kazançlarını silip süpürür." Eugene O'Neill 

* "Vefadan daha fazla saygıdeğer hiçbir şey yoktur. Sadakat ve gerçek, insan zihninin en kutsal mükemmellikleri ve bağışlarıdır." Cicero 

* "Büyük başarıların sahipleri küçük işleri yapabilme sabrını gösteren kişilerdir." Schiller 

* "Akıllı insan, ne sırrını ifşa eder, ne de başkasının sırrını kurcalar." Hz. Ali

* "İnsanların aynası kitaplarıdır." Aldoux Huxley."

* "Yürü bire yiğit yolundan kalma/ Her güleni dost olur sanma/ Ecelden korkup da sen geri durma/ Yiğidin alnına yazılan gelir." Karacaoğlan

* "Dostum dostum güzel dostum/ Bu ne beter çizgidir bu/ Bu ne çıldırtan denge/ Yaprak döker bir yanımız/ Bir yanımız bahar bahçe." Hasan Hüseyin Korkmazgil

* " Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan. Umuda bin kurşun sıksa da ölüm, unutma! Umuda kurşun işlemez gülüm." Nazım Hikmet 

Derleyen. Makbule Abalı-Eğitimci

26.02.2025 İzmir-Urla 










Aralık 28, 2024

YEME iÇME KÜLTÜRÜNDEN- RETROSPEKTİF'E- UZUN İNCE BİR YOL (2 )

 


Bazı yazılara başlamak güçtür; Aslında zihninizde anlatmak istediğiniz o kadar çok şey vardır ki, yeterince aktaramayacağınızı düşünürsünüz. Değerine inandığınız bir şeyin, yeterince hakkını veremeyeceğiniz endişesi gibi. Oysa ne çok şey vardır dağarcığınızda. Düzenlemek, toparlamak gerekir. Düşünürsünüz, tasarlarsınız-kuluçka dönemi uzun sürer- ve gün gelir iç sesiniz dürter sizi-daha ne bekliyorsun-der adeta.

Bilenler bilir; eskiden okullarımızda Türkçe ve Edebiyat dersleri ile birlikte Kompozisyon dersleri vardı. Yazım kurallarına uyarak, yazılı anlatımlarımızı "Giriş--Gelişme-Sonuç" bölümlerini dikkate alarak yazmamız istenirdi. En zoru başlamaktır. Bir başladınız mı sözcükler kendiliğinden akar gider. Çalışma temponuza göre; bazen parmaklarınızın ya da beyninizin işlerliğine kaleminiz veya klavyeniz isyan edebilir. Ama bilgisayar kullanımında usta olmayıp iki parmağa yüklenenlerde gecikmeleri bağışlayın lütfen. 

Yazımın başında yer alan katalog; "ÜMRAN AYHAN-Retrospektif" adıyla Ankara-Aşıkça Yayınevi tarafından 2023 Temmuz Ayı'nda kuşe kâğıda basılmış 400 sayfalık bir eser. Sanatçı-Öğretmen-Ressam Ümran Ayhan'ın yıllar boyu devam eden çalışmalarını içine alan bu değerli eser;14 Şubat 2023'te (amansız bir hastalık sonucu kaybettiğimiz) değerli sanatçının eşi Hikmet Ayhan tarafından yazılmış. Sanatçının çocukları; kızı Rengin ve oğlu Gencay da hazırlık aşamasında babalarına yardımcı olarak bu kalıcı çalışmaya katkıda bulunmuşlar. Çevrelerindeki dostların da yardımlarıyla bu güzel eser hazırlanmış.


ÜMRAN AYHAN

                                     D:1 Haziran 1954  Ö: 14 Şubat 2021 

Günlerdir hayranlıkla, imrenerek, takdirle okuduğum, izlediğim Retrospektifi tanıtım konusunda Hikmet Ayhan'dan izin aldım. Ancak alıntılarımı seçerken pırıl pırıl sayfaları çizmeye kıyamadım, sadece minicik noktalar koydum. İnce parmaklarım, yeterince güçlü olmayan kollarımla eseri kaldırmakta zorlandığım zamanlar oldu. "İyi ki kitaplığımızda artık böyle bir katalog var." diyorum. Hikmet Ayhan'dan tanıtım amacı ile birkaç görsel rica ettiğimde; bu dev eseri kargo ile evimize kadar gönderen sevgili Rengin Ayhan'a sonsuz teşekkürler. (Kargoyu taşıyan personel mutluluğuma ve mahcubiyetime tanık oluyor.)

Ümran Ayhan; İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Grafik ve Resim Bölümü'nden mezun.  Kız kardeşim  Emel (Gültekin) Yanar'ın sınıf arkadaşı. "Rahmetli" demeye dilim varmıyor; Ümran, okula birincilikle girmiş, çok yetenekli, çalışkan, yaratıcı, üretici, dünyaya sevgiyle bakan bir genç kız. Okulda yatılı öğrenciler olarak öğrenim görüyorlar o yıllarda. (1972-75) 

Ümran ve Emel, yatılı okul arkadaşlığının olumlu yanlarını paylaşıyorlar. Bir dönem tatilinde; Ümran  Emel'le birlikte Adana'ya geliyor, ailemizle tanışıyor, nazik, naif kişiliği, sıcak, içten davranışlarıyla gönlümüzü fethediyor.  Bir başka zamanda, Emel ve ben Ümranların Kuşadası'nda yaşadıkları eve konuk oluyoruz. O yıllarda otobüsle yaklaşık 15 saatlik bir yolculuktan sonra, Ümran'ın annesi Melâhat Teyze'nin sıcak sıcak ikram ettiği zeytinyağlı yaparak sarmasını unutamam. 


İzmir-Buca Eğitim Enstitüsü Yılları (1972-1975) 
Üstteki Fotoğraf: Emel Gültekin- Ümran Akten 
Alttaki Fotoğraf: Akşen  Sancak-Ümran Akten 

400 sayfalık Katalog RETROSPEKTİF,  "İÇİNDEKİLER" bölümüyle sayfalarını açıyor: Katalog başlığı altında; Sanatçı Ümran Ayhan'ın yaşamı boyunca severek yaptığı uğraşıları, çalışmalarından örnekler sergileniyor. Böylesine çok yönlü çalışma bir ömre nasıl sığdırılır diye düşünmeden edemiyorsunuz.

SUNUŞ 

"Nasıl geçtiğini anlamadığım kırk yıl sonunda, çok sevdiği mesleğinde öğrenci yetiştirmek için zaman kavramı tanımayan bir öğretmen, vefalı bir evlat, çocuklarına delicesine düşkün bir anne, fedakâr bir eş, duyarlı bir sanatçı, yetenekli bir ressam olan eşim Ümran'ı kaybetmek, bende yeri doldurulamayacak derin bir boşluk yarattı." diye başlıyor... (Hikmet Ayhan)

Vefalı , sadık, alçakgönüllü, düşünceli bir eş Hikmet Ayhan;  eşinin kaybıyla doğan boşluğu, o'nun adına ölümsüz bir eser yaratarak, çok güç ama kalıcı bir uğraşla doldurmaya çalışmış.  "Sunuş" yazısında kabarık bir teşekkür listesi var. Kataloğun hazırlık aşamasında, katkıda bulunan herkese hassas ve ince bir düşünceyle teşekkür edilmiş.

Sunuştan sonraki dört sayfalık "ÖNSÖZ" ;Ümran Ayhan'ın öğrencisi Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz tarafından yazılmış. İlk satırlar şiir gibi. 


 Ümran Ayhan'ın kişiliği, olaylara-dünyaya bakış açısı, insan ilişkileri, sanat anlayışı, eğitimci kimliği, üstün nitelikli insan özelliklerini;" İZLENİMLER, DÜŞÜNCELER" Bölümündeki ad ve kimlik belirterek yazılan notlardan öğreniyoruz. 

Dost ve yakınlarının beni bağışlamasını dileyerek; Katalogdaki bu bölümü en sona almak istiyorum. Çok değerli bir Sanatçı-Öğretmenin eserlerinden hiç olmazsa birkaç tanesini görmek ister; sanata gönül veren, değerbilir insanlar... (Yazar Hikmet Ayhan'dan izin alınmıştır.)
Ümran Ayhan her bir eseri tasarlarken ona uygun biçimde adlandırmış. Şiir gibi, şiir diliyle...


Ölü Ağaç, Lavi Tekniği, 1975


Dokuz Doğuranların Zeytin Ellemede Dinlence Anı, Yağlı Boya


Ölmez Ağaç, Yağlı Pastel, 2008


Papatyanın Zeytine Saygısı, Toz Pastel-2013

İçtenlikle söylemeliyim; Çok uzun bir zaman diliminde, karmakarışık duygularla yazdığım, düşündüğüm sürekli notlar tuttuğum, anılarda gezindiğim ancak aldığım izni istismar etmemek adına, hayranlıkla izlediğim pek çok çalışmaya yer veremediğim bir paylaşım bu. 
 
Kararsızlığı biraz da zamanlamada yaşadım: Bir Öğretmenler Gününde, bir Sanat Haftasında, bir 14 Şubat günü ya da  Eğitimle ilgili bir  yazıda paylaşabilirdim bu alçakgönüllü, egosuna yenik düşmemiş, yüreğinin ve yeteneklerinin doğrultusunda yol almış duyarlı ve hassas bir ruhu; Ümran (Akten) Ayhan'ı... Özgün bir yazıyla anmak-yürekten kutlamak istedim. 

Zamanında tanıyamadığımız, değerini bilemediğimiz, pek çok insanımız gibi; insanlık adına üreten, emek harcayan bir sanatçıyı,  bir güzel ve özel insanı; yakınları- tanıyabildikleri kadar- anlatmaya çalışmışlar: 


Katalog Arka Kapak 

                                 İZLENİMLER-DÜŞÜNCELER 





Katalogda Hikmet Ayhan, vefalı eşinin mutfak kültürüyle ilgili çalışmalarını da şöyle özetliyor: 
Evinde ve zeytinlikteki damda ziyaretçileri, öğrencileri, mutfağında birkaç çeşit yemeği, çöreği-böreği, kanepesi, kırma-çizme zeytini, siyah sele zeytini, ot yemek ve salataları (hindiba, bambul, roka, eşek helvası, tarla soğanı, turp otu, radika, arapsaçı, şevketi bostan, kuşkonmaz, sarmaşık, deniz börülcesi, cibez, hardal otu vb.) eksik olmaz. Çocuklar ve ziyaretine gelenler için her zaman evde birkaç çeşit yemeği hazırdır. Bunlar yetmiyormuş gibi, evde yapılanlar, çoğunlukla eşinin işyerine de ulaştırılır.


Katalogda -Eşinden-  kısacık ama çok anlamlı bir SON SÖZ var.

ÜMRAN AYHAN
Kendini hep resim-iş öğretmeniyim diye tanıtan, bir günden bir güne sanatçıyım, ressamım demeyen mütevazı kadın; tüm bu sıfatlar sana feda olsun!... Bıraktıklarınla yaşayacak ve yaşatılacaksın1...
Hikmet Ayhan 



Bu yazının iki bölümde biteceğini düşünürken yanılmışım. Kataloğu bitirdiğimi sanırken her bakışta yeni güzelliklerle karşılaşıyorum. Daha günlerce bakmam gereken ne güzel ayrıntılar var. Dün gece Ümran Öğretmen'in "Eskiz ve İş Planlama Defterleri" ne çok şey düşündürdü bana.

Çocuklarla ilgili çalışmalarına bakarken anıların içinde yolculuklar yaptım. Şimdilerde bile resim, müzik derslerinin yeterince işlenmeden, tüm yoğunluğun sınavlara ayrılışına bir kez daha içim yandı. Yetenekler dışa vurulamadığında ülkemizde giderek mutsuz yetişkinler, suskun insanlar çoğalıyor. Oysa sanat, terapi gibidir.

Sevgili Ümran Öğretmenim; Keşke sizi daha çok- çocuk-genç-yetişkin- İNSAN tanısaydı. Dünyamızda kalıcı izler bırakarak uzaklara gittiniz.  İyi ki varlığınızla, enerjinizle, içtenliğinizle rol-model oldunuz, nice yüreğe dokundunuz. 

Bir zamanlar liselerimizde Sanat Tarihi derslerimiz vardı. Sergilerinizde bulunabilseydim; Hiç abartısız, içimden gelerek, kulağınıza fısıldamak isterdim: "Zaman tünelinde geriye gidiş olabilseydi ve siz keşke Öğretmenimiz olsaydınız... "

Makbule ABALI- Emekli Eğitimci
28 Aralık 2024 İzmir-Urla


Kaynak : Ümran Ayhan Retrospektif- Hikmet Ayhan

Kelime Anlamı:
İng-Retrospective Latince- Retrospectare
Retrospektif Anlamı: Geriye bakmak, meydana gelmiş olayların gerisine, geçmişine bakmak.
Görsel Sanatlarda Retrospektif: Bir sanatçının kariyeri boyunca yaratmış olduğu eserlerden derlenmiş sergilere denir.
Kaynak-Vikipedi

TDK Sözlüğü: Dünden Bugüne. Kökeni Fransızca. Retrospective









Ekim 20, 2024

SANATA VE SANATÇILARA SAYGI- ÖZDEYİŞLER...

 


SANATA-SANATÇIYA, BİR İŞE TUTKUYLA GÖNÜL VERENLERE SAYGIYLA...


* "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

* "Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır." 

Mustafa Kemal Atatürk


* "Bir ülkede akıl ve sanattan çok maddi servete kıymet verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır. "

Büyük Frederik 


* "Varsa hünerin, var her yerde yerin,  yoksa hünerin, dar her yerde yerin."

 Şinasi 


* "Güzel Sanatlar; İnsanın elinin, kafasının ve kalbinin birlikte çalıştığı şeylerdir."

Francis Bacon 


* "Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı dünyayı katlanılmaz kılardı."

George Bernard Shaw


* "Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı." 

Albert Camus


* "Sanatçıya iki göz yetmez."

Lamartine 


* "Sanat eseri güzel olmak zorunda değildir.  Anlamlı olmalıdır." 

Duane Hanson 


* "Kendi kendisiyle barış içinde yaşamak istiyorsa; müzisyen müzik yapmalı, ressam resim yapmalı, şair şiir yazmalıdır." 

Abraham Maslow

 

* "Resim, kelimeleri olmayan bir şiirdir." 

Horace

 

* "Hayal ettiğimiz her şey gerçektir." 

Pablo Picasso 


* " Sanatçının görevi soru sormaktır, cevaplamak değil."

Anton  Çehov


* "En güzel  sanat, yaşama sanatıdır. "

John Macy   


Derleyen: Makbule Abalı-Eğitimci 

20 Ekim 2024- Urla












Ağustos 02, 2024

SANATÇILARIN GÖZÜYLE - DİLİYLE - SESİYLE; YAŞAMDAN KARELER...

 

SANATÇI DUYARLILIĞI...  










Yaşamı anlamlandıran, biçimlendiren, dünyamıza renk ve ruh katan tüm sanatçılarımıza sonsuz teşekkürler... 

İYİ Kİ VARSINIZ...