Sayfalar

Orhan Veli Kanık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orhan Veli Kanık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 06, 2023

ÜNLÜ ŞAİRLERİN DİZELERİNDE YAŞAM

 


BU SABAH
Bu sabah çok güzel, mavi, tertemiz;
İçimden geçiyor aydınlık bir iz.
Öyle bir saadet ince belirsiz,
İnandım ki artık ben gülüyorum.
 
Bu sabah sütünü emdim sevincin;
Düştü kabuk gibi haset, fitne, kin;
Umut kirmeninde eğrilmek için
İpek gibi tel tel dökülüyorum.

Kovdum yüreğimde yatan garibi;
Bu sabah şu ufkun benim sahibi
Bir ufuk içinde akan su gibi
İçimden içime dökülüyorum.

Yaşar KEMAL








RİNDLERİN AKŞAMI

Dönülmez akşamım ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle,

Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan

Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan 

Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece

Gruba karşı bu son bahçelerde keyfince,

Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!

Ya lâle açmalıdır göğsünde yahut  gül!

Yahya Kemal BEYATLI 



YAŞAMAYA DAİR ( Kısaltarak )

Yaşamak şakaya gelmez

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın 

Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile meselâ, zeytin dikeceksin

.............

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani

yani bu koskocaman dünyamız

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız 

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu, şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

"Yaşadım" diyebilmen için...

Nazım HİKMET 



SON SÖZ

Boğazından lıkır lıkır geçen 

Şu suyun kıymetini bil

Nedir ki bu mavilik deme

Pencereden görebildiğin kadar 

Göğün kıymetini bil

Kıymetini bil çiçek açmış bademin

Güneşli odanın, çamurlu sokağın

Beyazın, siyahın, yeşilin,

Pembenin kıymetini bil 

Dirilik öyle bir şey yürekte

Sevinçle çırpınır,

Kavak yelleri eser insanın başında 

İnsanoğlu kızar, öfkelenir, savaşır

Halk için girişilen savaşta

O korkulu sevincin

Öfkenin kıymetini bil

Bil ki bu

Budur işte

Güneş yalnız dirileri ısıtır

Güneşin kıymetini bil.

Oktay RİFAT



AYRILIŞ

Bakakalırım giden geminin ardından

Atamam kendimi denize, dünya güzel,

Serde erkeklik var, ağlayamam.

Orhan Veli KANIK





BİR YOL HİKAYESİ 

Günün yorgunluğuna,

geleceğin belirsizliğine,

gecenin karanlığına,

dostların vefasızlığına 

inat,

sevmeli, sevmeli ki,

solmasın yaşam...

Tayfun TALİPOĞLU 


Kasım 15, 2022

ORHAN VELİ' DEN SEÇMELER...

 İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü çığlık çığlık.

**********

DEĞİL 

Bilmem ki nasıl anlatsam;

Nasıl, nasıl size derdimi!

Bir dert ki yürekler acısı,

Bir dert ki düşman başına

Gönül yarası desem...

Değil!

Ekmek parası desem...

Değil!

Bir dert ki...

Dayanılır şey değil.

**********

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz

Gözyaşlarıma, ellerinizle ?


Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce .


Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

Orhan Veli KANIK

 (Ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.)

D: 13 Nisan 1914

Ö: 14 Kasım 1950 

**********

İstanbul Katliamını kınıyor, acıyı paylaşıyoruz. Ülkemize büyük geçmiş olsun. M.A




Ocak 30, 2018

YAĞMURLA GELEN... ( ÖYKÜ )



Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. "Birden bastıran bir yağmur değil bu" diye kendi kendine konuştu. Gece önce şimşek ve gök gürültüsüyle başlamış, sonra hızını arttırmıştı. Toprak iyice suya doymuş olmalıydı. Çocukluğundaki yağmurlar geldi aklına. Önce ışıkla beraber şimşek çakması ve gök gürültüsü ürkütürdü onu. Yıldırım düşmesi ile ilgili ne çok öykü dinlemişti.

Olayları anlatırken abartılı anlatırdı yakınları; telef olan sürüler, yıldırım düşmesiyle yanan ya da zatürre veya kalpten ölen insanlar... Hayal gücü güçlüydü. Her olayı yaşardı adeta. Yağmurdan sonra gök kuşağı oluşmuşsa nasıl da mutlu olurdu. Sanki altından geçerek o renklere ulaşacak gibi koşmaya başlar, yakalanıncaya kadar hızını alamayıp koşar koşardı...

Yağmur tüm hızıyla devam ediyordu. "Silecekler yeterli değil " diye düşündü. Arabayı yolun kenarına çekip biraz beklemek iyi olacaktı. Öyle de yaptı. İnsan beyni nasıl da çağrışım yapıyordu. Yıllar öncesinin yağmurları geldi aklına; Bir sel felaketi, insanlar, evler ve arabaların suyun içinde kalması, bazen sularla birlikte sürüklenmek... 

Düşünceler bir sinema şeridi gibi aklından akarken birden Onu fark etti.Yağmurun altında bedeni adeta iki büklüm, öne eğilmiş durumda, ayaklarını sürüyerek yürümeye çalışan yaşlı bir kadın. Onu koruyacak bir şemsiye ya da atkısı yoktu. Üstünde sadece ince bir yağmurluk vardı.Belli, yoksul değildi ama zengin de sayılmazdı. Yağmur suları saçlarından akıyor, omuzlarına iniyordu. 

O'nu izlerken birden yüreğinde bir yumruk hissetti genç adam. Derin nefes alma ihtiyacını duydu. Yıllar öncesinde de böyle anlar yaşamıştı.Zor durumda olan birini gördüğünde onun acısını, sıkıntısını hisseder, benzer duyguları empati yoluyla güçlü bir şekilde yaşardı.

Kadın ıslanıyordu o şiddetli yağmurun altında. Çok yakınlarda sığınabileceği bir çay bahçesi, bakkal, lokanta, hiçbir yer görünmüyordu. Hiç düşünmeden arabadan çıktı genç adam. Islanmasına aldırmadan koşarak kadının yanına gitti. -Sizin için bir sakıncası yoksa bir süre arabada bekleyebilirsiniz. dedi.Anlamsız bir çift göz Onu baştan ayağa süzdü. Yağmurdan çok etkilendiği belliydi. Bir arabaya bir ona baktı.

Yılların yaşanmışlığıyla  bir anlık bir güvendi onunki.
"Peki" dedi. Islak giysileriyle arka koltuğa oturdu. 
O an teşekkür etmeyi akıl etti. "Çok teşekkür ederim. Eşim evde, rahatsız. O yüzden Onun çıkmasını istemedim. Evde yemeklik malzeme de kalmamıştı."
1-2 cümle Onu yormuştu. Durdu, derin nefes aldı ve ekledi: " Çocuklar da yanımızda değiller. Eşleri, işleri neredeyse orada mutlu olmalarını istiyoruz biz de. 
Eşim merak etmiştir şimdi. Yıllar Onu bana daha düşkün kıldı.5 dakika geç kalsam pencereye çıkar. Benden sonra radyosu gelir düşkünlükte. Şimdi onunla meşgul oluyordur. "

Sohbet etmeyi, konuşmayı özlemiş gibiydi.Arabanın içinde soğuk havadan sıcak havaya geçiş de onu rahatlatmıştı herhalde,anlatmasını sürdürdü; "Eskiden çalan kapı zillerine yetişemezdik.Şimdi çalan zillere hasret kaldık.Hatta bazen ben eşime şaka yapıyorum. Dışarı çıkıp zili çalıyorum, O kapıya çıkınca "Benden başka bir beklediğin mi vardı? " diyorum, birlikte gülüyoruz...

Rahatlamıştı besbelli, konuşma ihtiyacındaydı. "İsterseniz arabayla eve kadar bırakabilirim" dedi genç adam. -"Çok sevinirim. Eşim  meraklanmıştır. Yıllar geçtikçe bir elmanın iki yarısı gibi olduk. Elmanın bir yarısı çürümeye başlarsa öbür yarısı da sağlam kalmıyor. Sevdiğiniz insanın acısı sizi de çepeçevre sarıyor. Bir insanı gerçekten benimsemişseniz, mutluluğuna da, hüznüne de ortak oluyorsunuz.

-"Siz evi tarif edin, yavaş yavaş gidelim."
-"Bu yolu dümdüz gidin, yaklaşınca ben tekrar tarif edeceğim."
Yağmur hızını azaltmıştı. Silecekler artık çalışıyordu. Yollardaki su birikintilerini yararak yola koyuldular. Anılar günün bu sabah saatinde yollarda yansımalar bırakarak tekrar eski yerlerine yerleşiyorlardı. Genç adamın kafası karmakarışıktı. "Hayat" diye düşündü; nasıl, ne zaman, nereye kadar... Bir bilebilsek... Değişir miydik...? Orhan Veli'nin çok sevdiği "Yalnızlık" şiiri geldi aklına; içinden sessizce mırıldanarak hatırlamaya çalıştı:

YALNIZLIK

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana,
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara, 
Bir cana hasret,
Bilmezler...

Orhan Veli KANIK
--------------------- 
Genç adam "Orhan Veli nasıl da haklıymış" diye düşündü bir kez daha. Arabada artık sessizlik hakimdi. Yağmur tekrar hızını arttırmıştı. Bazen gökyüzünden, bazen gözlerden akıyordu ince ince yaşlar...





Mart 22, 2017

ÜNLÜ ŞAİRLERLE YAŞ ALMAK...



Hepimizin hayatı belli dönemlerle akıp gidiyor; Bebeklik-çocukluk-gençlik- yaşlılık. Şair Can Yücel felsefi bir düşünceyle insan ömrünü 4 dizeye sığdırır;
"Ömür dediğin 3 gündür
Dün geldi geçti
Yarın meçhuldür
Öyleyse ömür dediğin bir gündür
O da bugündür."
Yaşanan an'ın, gün'ün önemine değiniyor Can Yücel.

Ömre her yıl yeni bir yaş eklenir. Umutla, özlemle, mutlulukla beklenen, kutlanan yeni bir yaş, yeni bir yıl. Doğum gününe verilen değer kişiye göre değişir. Bazen tarihi tam bilinmez. Bazen önem verilmez, unutulur gider. Yıllar eskidikçe, yaş aldıkça kutlamalar da çocukluktaki, gençlikteki coşkusunu kaybeder. 

18-24 Mart Haftası tüm dünyada yaşlılar Haftası olarak kutlanıyor. "Gönlü genç-beyni genç" öyle çok yaşlı var ki, enerjisine hayran oluyor insan. Ünlü şairlerin şiirlerinden  alıntılarla bu haftayı gönülden analım istedim. 
"Yaşamaya Dair" adlı şiirinde Nazım Hikmet ne güzel sesleniyor:

"Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin
Hem öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yani ağır bastığından."

Nazım HİKMET


Çok yakın zamanda kaybettiğimiz gazeteci-şair-yazar Tayfun Talipoğlu Yaşamı Ertelemek adlı şiirinde tam da "Bam Telimize" dokunuyor... Tıpkı programlarındaki gibi...Güzel bir "Yol Hikayesiydi" Onunki. Güzel yürekli bir adamdı, yüreklerde kalıcı, güzel izler bıraktı.

YAŞAMI ERTELEMEK
Beni her ölüm etkiler
Tanımasam bile üzülürüm
Yitirilmiş ümitlere...
Hiç gerçekleşmeyecek ideallere,
Yaşanmamış sevgilere üzülürüm...
Bu yüzden, korkarım yaşamı ertelemekten.
Ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
Söylenmeli, yapılmalı.
Seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin.
Sevdanızı bugün yaşayın.
İşinizde yapılacak ne varsa 
Bir an önce yapın.
Yarın çok geç olabilir...
Bir anda bitebilir her şey.
Yaşamak için acele edin bence.
Kısa yaşanmışlıklar,
Yaşanmamışlıklardan daha iyidir.
Geriye dönüp baktığınızda "keşkeler"
Çoğunlukta olmasın. 
Uzun vadeli hedefler için bile
Bugünden harekete geçmeli.
Yarınlar çok uzakta olabilir.
Daha okulda başlamıyor muyuz
Ertelemeye yaşamı?
Hep yarına yatırım, bu günü sonra
Yaşamamacasına...
"İşe gireyim, sonra...",
"Evleneyim, sonra..."
"Çocuklar büyüsün, sonra..."
"Emekli olayım, sonra..."
Sonra...
Sonra...
Sonra...
Bu sürecin başında, ortasında,
Yaşam her an sona erebilir.
Sonrası olmayabilir.
Fedakarlıklar güzel ama unutmayalım:
Herkes kendi hayatını yaşar...
Ertelenen
Sevdaların Bedelini
Ödemiyor yaşam.

Tayfun TALİPOĞLU


Can Yücel bir şiirinde:
"Bedenin yükünü 
Ayaklar taşır,
Ruhun yükünü
Yürekler..."  der.

Ruh yıpranmadıysa yürek de çok zorlanmıyor.

Cahit Sıtkı TARANCI'ya kulak verirsek şöyle diyor:

"Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun, uyanamadın olacak
Kim bilir nerede, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında"

Orhan Veli KANIK "Kitabe-i Seng-i Mezar " adlı şiirinde yaşamın sonunu şöyle dile getirir:

Mesele falan değildi öyle, 
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet 
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

Orhan Veli KANIK


Yaş aldıkça, yalnızlık düşündürüyor insanı. Can Yücel pek çok kişiye tercüman olmuş:

Yalnızlığa da bir başınalığa da asla
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka
Bir dost arayışıyla
Saat tıkırtısıyla
Korkmam geçinip
Gideriz mutlulukla 
AMA
"Günün aydın akşamın iyi olsun" diyen biri olmalı
Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağında
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya
Ama "çaya kaç şeker alırsın"
Diye bir ses olmalı ara sıra...

Can YÜCEL.


Şubat 23, 2015

ÜNLÜ ŞAİRLERE KULAK VERMEK...



Belki beğenilerimiz, düşüncelerimiz farklıdır ama hepimizi dizeleriyle, yazdıklarıyla etkilemiş ünlü şairler vardır. Hayatın temposunun düştüğü ya da olağanüstü yükseldiği zamanlarda onlardan dizeler okumak iyi gelir insana.
İçinizde ılık rüzgarlar eser birden, güç kazanırsınız. Şiir diliyle düşünmek, şiir diliyle anlaşmak, şiirin sakinleştirici, yumuşatıcı etkisinden yararlanmak...
Şiirlerin tamamı okunmasa bile aynı etkiyi yapıyor...


                              SİZİN İÇİN

Sizin için insan kardeşlerim,
Her şey sizin için;
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklarda merak, 
Yapraklarda akıl,
Gün ışığında bin bir yeşil;
Sarılar da sizin için pembeler de
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı,
Yumuşaklığı;
Yatıştaki rahatlık,
Merhabalar sizin için.

Orhan Veli Kanık


MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.

Cahit Sıtkı Tarancı


BEBEKLERİN ULUSU YOK

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerin tonu
Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi.
Babalar çıkarmayın onları akıldan
Analar koruyun bebeklerinizi
Susturun susturun söyletmeyin
Savaştan yıkımdan söz ederse biri
Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin benim hiç kimsenin değil
Bütün bir yeryüzünündür onlar
Bütün insanlığın göz bebeği.

Ataol Behramoğlu