Eylül 06, 2024
İYİ GÜNDE - KÖTÜ GÜNDE... ROMANTİZM- (BCP-Ağustos-2024 )
Aralık 31, 2020
FARKLI BİR GECE- ÖYKÜ- Kelime Oyunu-5
Makbule Abalı Uçun Kuşlar http:/ucunkuslar.blogspot.com
Her hafta bir kişi tarafından belirlenen Kelime Oyununun bu haftaki 5 kelimesi Bonheur Blog tarafından belirlendi. (Film, keman, kedi, ağaç, hasret)
FARKLI BİR GECE
Gün nasıl da yoğun geçmişti. Kapris çekmek zordur. Hele maddi gücüne güvenen şımarık insanların kaprisi. Ama artık alışmıştı. Eskiden bu durumlarda aşağılandığını düşünürken, sonraları onları olduğu gibi kabul etmek gerektiğini öğrenmişti. Öte yandan tek başına kendi kendini yönetmeyi de biliyordu artık. Eşinden ayrılma kararı aldıktan sonra 5yaşındaki oğlu kendisinde kalacaktı. Sevdiği insanlardan kopması çocukların mutsuzluğuna neden oluyor. Çocukken sorulan "Anneni mi, babanı mı daha çok seviyorsun?" sorusunun anlamsızlığı gibi.
Henüz mahkeme kararıyla ayrılmamışlardı. İçinde buruk bir hüzün vardı. Oğlunu babasız büyütmek istemezdi. Eşi sinirliydi ama kötü bir insan değildi. Ailede 5 kız arasında büyüyen tek erkek olma şansını iyi kullanamamıştı. "Erkek egemen bir toplumda yetişmek her bir davranışına sinmişti. Bu hafta baba- oğul babaanneye gitmişlerdi. "Acaba ne yaptılar "diye düşündü ."Hasret buram buram" dedi. Oğlunun kokusunu nasıl da özlemişti. Gülüşünü, "annemmm" deyişini... İçi burkuldu, burnunun ucu sızladı. Biraz hava almak için pencereyi araladı.
Uzaklardan insanı duygulandıran bir keman sesi geliyordu. Çocukluğunu hatırladı; Kemana başlamış ama babası maddi sıkıntıya düşünce bırakmıştı. Hayallerine dalmışken bahçedeki ağaçtaki hışırtıyı fark etti. Ürperdi. Eşinden hala çekiniyordu. "Ama çok da seviyorum" diye fısıldadı." Ya oğlum... Sevgisiz bir evde bir çocuk nasıl büyür? Bütün gün evde bilgisayarda saçma sapan filmler izleyerek beyni uyutulan çocuklar sırasına girecek. Soğuktan değil, karamsar düşüncelerden içi titredi. Pencereyi örtmek istedi. Birden ağacın alt dalından bir kedinin atladığını gördü. Kendi kendine itiraf edemese de korktu...
Aynı anda kapı zilini duydu: Gözlerinden iki damla yaş süzüldü. "Bir Yılbaşı gecesi ve yapayalnızım" dedi. Kapının gözetleme deliğinden bakmak istedi ancak dışarıdan elle kapatılmıştı. Yardım istedi, bağırdı. Keman sesi bile artık duyulmuyordu.
Kapı ısrarla çalınınca aralık bırakarak açtı :Önce oğlunu gördü, ellerinde kocaman bir demet kır çiçeği taşıyordu. Ve sonra eşini, elinde çok güzel bir hasır sepet , içinde en tazesinden mevsim meyveleri... "Değişmek, kendini yenilemek çok da zor değilmiş" diye geçirdi kafasından. Parçalanmış aile olmayacaklardı artık. Kök sağlam olursa ağaçlar da kurtulabilirdi.
Makbule ABALI -Eğitimci
Aralık 2020
Mayıs 31, 2015
ŞAŞIRMAK YA DA HAYAL KIRIKLIĞI...
Beklenmedik sürprizler ise bir şaşkınlık ve mutluluk yaratıyor. Beklemediğimiz bir anda gelen bir telefon, bir mesaj hele de sevdiğimiz bir dosttan, arkadaştan geliyorsa nasıl da iyi gelir insana. Şaşırır, mutlu olursunuz. Tam tersi durumlarda ise hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Bazen tuttuğumuz bir takım, değer verdiğimiz bir arkadaş, önemsediğimiz bir yakınımız gün gelir hayal kırıklığı yaratabilir. Nasıl da şaşırır, üzülürüz. Duygularımız, mantığımız, beklentilerimiz tepetaklak olmuştur. Kendimizi yenilemek biraz zaman alabilir.
Birbirine zıt iki olay; güneşin doğuşu da, batışı da şaşırtır beni. Mutlu eder. Bir günün bitişiyle her türlü olumsuzluk gidiyor ve yeni günün ilk ışıklarıyla umut taşınıyor diye düşünürüm. İkisini de gözleyebilirsem mutlu olurum.
Mayıs Ayının ortalarında bir gün bilgisayarımı açtığımda güzel bir sürprizle karşılaştım: Google logosu, alışılmışın dışında pastalar ve mumlarla süslenmiş bir resimdi. Resmin hemen altında, sağ alt köşede adım da belirtilerek "Doğum Günün Kutlu Olsun" yazıyordu. Mutlaka sürekli bir uygulamadır ama ben çok şaşırdım ve mutlu oldum. Google'a bu jestinden ötürü çok teşekkür ediyorum.
İnsan her şeyden mutluluk duyabilir. Kaktüsler de hep şaşırtmıştır beni. Dikenler arasında açan çiçekleriyle sevindirir, mutlu eder. Hayal kırıklığına uğratmaz. O elinize batan sivri dikenlerin arasında bir gün ince yapraklı narin çiçekler görürsünüz. "Görün bizi, istersek biz böyle de olabiliriz" dercesine... Ne zaman, nereden çıkmıştır o güzelim çiçekler, bilemezsiniz. Kaktüsler çok su sevmez, su almadan nasıl gelişmişlerdir anlaşılmaz... Bir de taşların kayaların arasından baş veren çiçekler vardır. Nasıl yaşama savaşı verirler, hayran olurum. Oysa en elverişli ortamlarda fark yaratmayan nice çiçek vardır.
Bazı davranışlara, bazı olaylara üzülüp şaşırdığımızda tabii sonuçta hayal kırıklığı da yaşıyoruz. O zaman olayların bir analizini yapmak iyi oluyor. Nedenler çeşitli olabilir. Bazı kurumlara, değerlere farklı önem veriyor olabiliriz. Saygı, sevgi, namus, onur, vicdan, itibar gibi.
Hayal kırıklığı yaratan ciddi büyüklükteki olayları saymıyorum. Onlar direncimizi zorluyor, sabrımızı test ediyor. Kontrollü bir öfke ile her şeyin üstesinden gelinebilir çoğu kez. Dünya neden bu kadar hızlı dönüyor diyoruz bazen. Başımız dönüyor, yoruluyoruz, çöküntüye uğruyoruz. Oysa dünyanın hızı aynı, biz tökezliyoruz, yetişemiyoruz. Herhalde en uygunu kendimizi fazla zorlamadan ayak uydurmaya çalışmak. Ve başarabildiğimiz ölçüde ayakta kalabilmek... Elimizde olsa, ne çok fazla hayal kırıklığı yaşamak ne de çok şaşırmak. Kendi tempomuzu çok zorlamayan insanca bir yaşam...