Bazen düşünürüm, neden "Bir varmış bir yokmuş" diye başlar masallar? Anlatılanların gerçek olmadığını vurgulamak için mi? Oysa çocukluk çağında tüm masallarda bir gerçek payı bulur çocuklar. Öyle olmasa anlatılanlarla dinlediklerinden öylesine keyif alırlar mıydı.
Hangi çocuk masalı sevmez ki? Gerçekle hayal dünyası arasındaki o ince çizgiyi aşıp düşler alemine adım atmak... Sihirli bir dünya güçlü kılar insanı, gücüne güç katar, imkansızı mümkün kılar.
Düşündükçe çocukluktaki mutluluk kaynaklarımız, masal ve öyküleri nasıl da ince ayrıntılarıyla hatırlıyor insan... 4-12 yaşlar arasında çocuklar masallara daha düşkün oluyorlar.
Sevdiğim, etkilendiğim ne çok masal vardı. Şimdi düşünüyorum da hepsi bir iz bırakmış: Pinokyo, Kibritçi kız, iki inatçı keçi, Kül kedisi, Diyet, Şimdiki çocuklar harika, Bir şeftali bin şeftali
Pinokyonun yalan söyleyince uzayan burnu, adeta benim de burnumu kaşındırır, hiç yalan söylememeye özen gösterirdim. Kibritçi kızın soğuktan morarmış ellerini hatırladıkça ellerimin uyuştuğunu çok iyi bilirim.
La Fontaine Hikayelerini hem evde dinledim, hem ilkokulda kitaplardan okuduk. Tavşanla kaplumbağanın öyküsünde ben her zaman kaplumbağadan yana oldum. İki inatçı keçinin neden o kadar inatçı olduklarını bir türlü anlayamadım.
İnsanlara uyarlandığında ne çok ders çıkarılabilir. Kül kedisi gibi öykülerin çocuklara anlatılmasından yana değilim. İnsanlar öylesine kötü olabilir mi, birbirlerine eziyet edebilir mi diye ne çok düşünmüşümdür. Herhalde o zamanki ben gibi bugün de o hikayeye ağlayan çocuklar vardır.
Çocuklar gerçek kahramanlık öykülerinden de çok hoşlanıyorlar. Ben de bir zamanlar Çakırcalı Efe'yi çok severek okumuştum. Sonraki yıllarda çocuklarımızı da gözleme şansım oldu. Eşimin anlattığı gerçek öyküleri çok büyük merak ve heyecanla dinlerlerdi. Eşim eğitim Müfettişi olarak okullara giderken o yıllarda köy yollarında daracık köprülerden at sırtında geçmiş, ıssız vadilerde yılanlarla karşılaşmış. " Baba ne olur o yılan hikayesini bir daha anlat" deyişlerini unutamam.
Doğan Kardeş Dergisine bayılırdım. İçeriğiyle öyle zengindi ki çocuklarda tatlı bir tiryakilik yapardı. Dört gözle çıkacağı günü beklerdik. Çocukluğumun en sevdiğim kahramanlarından biri de bir gazetede çizgi roman halinde yayınlanan Hoş Memo idi. Dünyada da çok tutulan bir çizgi roman olduğu söylenirdi.
Annesi Boncuk anne, eşi Gül pembe, çocukları Merdefe'nin yaşam öyküleri. Hoş Memo'nun maceralarını önce dinledim, sonra okudum. Büyüdükçe , çok yararlı bilgiler de sunduğunun farkına vardım. Hoş Memo yararlı bir bitki olan pancarı çok severdi. Eşini, çocuğunu korur, komşularıyla çok iyi geçinirdi. Daha sonraları babam gazeteden kestiği dizi hikayeleri cilt yaptırmıştı. Bugünlere kadar dayandı o. ciltler. Sevgili Hoş Memo kuşaktan kuşağa el değiştirdi, okundu...
Son çocukluk dönemimde Ömer Seyfettin, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin öykülerini çok severek okudum. "Şimdiki çocuklar harika", " Hayvan deyip geçme" defalarca okuduğum kitaplardı. Ergenliğe geçmeden okuduğum Küçük Kadınların hayatımda kalıcı izleri oldu. Hepsi farkı karakterde ama çok iyi anlaşan kız kardeşlerin öyküsü. Okumaktan çok büyük keyif aldığım, defalarca okuduğum bir kitaptı.
En büyük kardeş Meg'in yerine koyardım kendimi. Küçük ayrılıklar, büyük benzerliklerle kardeşler olarak hepimiz o kitaptaki bir karakterdik bence...
İlkokulda sınıf kitaplıkları ne güzeldi. Eğitsel kollar iyi çalışırdı. Hep kitaplık koluna seçilmek isterdim. İsteyen herkes sınıf kitaplığına bir kitap armağan ederdi. Her kitabı aynı renk kaplama kâğıdıyla kaplar, numaralardık. İsteyen ödünç alır, sonra iade ederdi. Okumak için özellikle kalın kitapları seçerdim, çabuk bitmesin isterdim.
Çocuklar var olduğu sürece masallar ve öyküler de gelişerek devam edecek. Kuşaktan kuşağa aktarılarak dersler çıkarılacak. "Masal bu ya" deriz çoğu zaman. Oysa masallarda ne çok dünya gerçeği gizlidir.
Masallar, öyküler daha yıllar boyu yetişkinlere çocuklarının eğitiminde yardımcı olurken ,çocukların hayal dünyalarına da uzun, gizemli yolculuklar sağlayacak.
Makbule Abalı-Eğitimci
Temmuz 2016
Not: Mim'lere çok alışık değilim. "Ayna Hikayesi" bloğundan sevgili Aytül Örcün' ün teklifiyle yıllar öncesine bir yolculuk yaptım. Çocukluğumda etkilendiğim masal ve öyküleri düşündüm, yazdım. "İçimdeki çocuk" da böylece çok mutlu oldu.
Teşekkürler çok sevgili Aytül Örcün. ( Didemika )
Not:2 Çocuklar, sevgi ve ilgi ile, özenle, güzel masallar dinleyerek büyüsün, hayal dünyasından gerçeklere; akıl, mantık ve sağduyularıyla ulaşsınlar. İçten dileğimdir...
Makbule Abalı-Temmuz 2025