Sayfalar

kaktüsler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaktüsler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs 23, 2021

BAHARLA GELEN...


 Kaktüsleri severim ben. Zarar vermezseniz onların da zararı dokunmaz. Oysa savunmaya hazır kalın dikenlerle donanmıştır. Ama öyle güzel, ince, narin çiçekler açar ki şaşırtır karşısındakileri.  Çiçekler gün ışığıyla açar, gece karanlıkta söner. Ömrü sadece bir günlüktür. Seyrine doyum olmaz. Solunca da yürekten yaralar sizi. Kaktüslerim çiçek açtı ve yaşama veda etti. Yenileri sıra bekliyor.



VE KUŞLAR...

Bir can kaybettim adeta. Üzüldüm. Ama dün hemen ardından balkonda bir köşede, saksıların içinde yumurtadan yeni çıkmış iki güvercin yavrusu bulduk. Kırık yumurta da hemen yanlarında idi. Anneleri üstlerine kol kanat germiş, onları ısıtmaya çalışıyordu. Anne baba zaman zaman yem arayışına çıkıyorlardı. 

Kayıplarla kazançları iç içe yaşadık dün. Güvercinler evimize bereket, mutluluk, huzur getirecekler inanıyorum. Kayıplarla kazançlar birbirini tamamladı. Hayat devam ediyor. Bakış açımıza göre seviniyoruz ya da üzülüyoruz...

Makbule ABALI


Mayıs 06, 2020

KAKTÜSLER BİR BAŞKADIR...



Bir bahar daha yaşandı ömrümüzden. Kaç baharımız daha kaldı acaba? Bu yıl da kaktüsler çiçek açtı. Baharın ince, narin çiçekleriyle dikenli, hoyrat kaktüsleri birlikte düşünemezdim doğrusu. Oysa kaktüsler de çiçek açmak için baharı beklediler, Bahar, kokuları ve güzel görüntüleriyle başladığında henüz kaktüsler çiçek açmamıştı.

Ama sanırım hiç üzülmeden uygun zamanı beklediler. Koronaya bile aldırmadılar. Kurallara uydular, prensiplerini de bozmadılar. Bir gün tomurcukları baş verdi... Belli belirsiz, gösterişsiz. Sonra tomurcuk çiçeğe dönüştü.Ve ardından 3 günde bir çiçeğin ömrü bitti. Can Yücel'in "Ömür Dediğin" adlı o kısacık şiirini hatırlatırcasına.


Hep düşünürüm;O sert, dikenli gövde nasıl böyle narin bir çiçeğe dönüşür? İncecik naif yapraklara dokunmaya kıyamazsınız. Bütün bir kış sanki su ve güneşe bile çok ihtiyaç duymadan hep baharı beklemişlerdir. Sadece 3 günlük ömür için. Çok eskiden çekinirdim kaktüslerin bu cinsinden.Ama artık biliyorum ki onlar da insanlar gibi. Yeterince tanımadıysanız aldanırsınız. Tedbirsiz davranırsanız dikenlerin canınızı incitmesi kaçınılmaz.

Bu cins kaktüs, bir gün o yırtıcı dikenlerin arasından harika bir çiçek olarak süzülüp çıkar. Ama başı eğik değildir. Üç günlük ömründe diğer çiçeklere fark atar, onurludur. Bu yıl baharın coşkusuna tam uyamadılar ama, her zamanki gibi çiçekleriyle hassas ama sağlam karakterlerini sergilediler...

Makbule ABALI-Eğitimci 
6 Mayıs 2020 Mersin


Nisan 08, 2017

KAKTÜSLER DE SEVGİYLE BÜYÜR...



Kaktüsler hep farklı gelmiştir bana. Hele baharda diğer çiçekler rengarenk açarken kuru dallar üzerinde, kaktüs de önce dikenlerini gösterir, sonra güzelim çiçeklerini açar,  adeta "Ben de varım" der.
Dikenleri vardır, dokunanın eli yanar. Yanına yaklaşırken dikkatli olmalısınız. Dikenleri savunma aracı gibidir.


Dayanıklıdır, tahammüllüdür kaktüs. Az su ister. Güneşi sever ama bir süre güneşsiz kalmaya bile dayanır. Kendi cinsleriyle birlikte olmaktan mutlu olur ama tek başına bir köşede de yetişebilir. Sabırlı, dayanıklı insanlar gibidir kaktüs. Şaşırtır yanındakileri. Çiçek açtığı zaman çok çekicidir. Kendi her ne kadar kaba, hırçın, hoyrat görünümlü ise de çiçekleri o kadar narin ve incedir. Kısa süreli çiçek açar ama görünümüne doyum olmaz.


Sadece insanlar değil, kaktüsler de sevgiye, ilgiye ihtiyaç duyar. İlgiyle daha çabuk gelişir, daha güzel çiçekler açar. Ancak kaktüslerin küsme huyu yoktur. Günlerce yüzüne bakmasanız da kırılmaz, darılmaz. Zamanı gelince gene çiçeklerini açar. Kaktüslerden çok güzel aranjmanlar yapılabilir. Farklı kaktüsleri bir kaba koyar, birlikte yetiştirirsiniz. Birbirlerine zarar vermeden uyumlu bir şekilde yaşarlar. 


Kaktüsler ille pahalı saksılar istemez. Çatlamış bir demlik, küçük bir çaydanlık, eski çanak veya kaseler... Hepsinin içinde bir kaktüs barınabilir. Kaktüs alçak gönüllüdür, her yere sığabilir. Kaktüsler rengarenk bahar çiçekleri arasında başlangıçta dikkat çekmez. Ama özelliklerini tanıdıkça daha çok seversiniz onları. Belki korumaya bile alırsınız.

Bilimsel olarak kanıtlanmamış olmasına rağmen kaktüslerin ortamdaki radyasyonu emdiği söylenir. Sevdiği yeri değiştirirseniz bir süre çiçek açmayabilir. Dikenli kaktüsler ince narin çiçeklerle donandığında seyirlerine doyum olmaz. Bazılarının çiçekleri kısa ömürlüdür. Ancak açtıktan 1-2 gün sonra solar. O zaman düşünürüm; Dünyada herkese yetecek kadar yer var. Öyleyse neyi paylaşamıyor insanoğlu...?





Nisan 25, 2016

KAKTÜSLER ÇİÇEK AÇTI...(Pazartesi Nostaljisi)




Çok eskiden de düşünür, insanlarla bitkileri, hayvanları özdeşleştirip , onlarla ilgili öyküler kurardım kafamda. Doğada her canlının bir başka yönü, bir başka özelliği, güzelliği var. Her biri bir başka dünya adeta, tıpkı "insanlar" gibi; Nasıl bakar, nasıl yaklaşırsanız, ona göre tepki alıyor, yarar ya da zarar görüyorsunuz...

Bitkiler, hayvanlar da aynı insanlar gibi; Bir "can" sonuçta, durağan değil hareketli, yaşıyor, bir şekilde "nefes" alıyor, etkiye karşılık "tepki" veriyor... İnsan gibi "dilleri", "düşünceleri" yok belki ama; "dilinden anlarsanız" can katıyor, anlamazsanız can yakıyor...

Baharla birlikte kaktüsler çiçek açtı: Mevsimler ardı ardına geçerken; yaz bitiminde bir sonbahar yaşadık önce, ardından uzun bir kış geçti, baharın son günlerini yaşarken kaktüsler çiçek açtı, yaz'ı beklemediler, bir bahar daha yaşayıp kendilerini kanıtlamak istediler...

Baharla birlikte can buldu kaktüsler: Görünürde gene dikenleri olsa da, güzelliklerini paylaştılar. Belki uzun süreli değil, birkaç günlüğüne de olsa sergilediler, paylaştılar... Değmez mi...?


Güzel bir özellikleri vardır kaktüslerin; Göründükleri gibidirler, tehlikeyi görür, bilirsiniz; sinsi ya da içten pazarlıklı değildirler, önlem alabilirsiniz. Dikeni batar, acıtır, kanatır belki, ama sonra "iz" bırakmaz. "Dil yarası" gibi değildir yarası... 

Seviniyorum; kaktüsler çiçek açtı... Öfkeli, sinirli, can yakan, yürek inciten insanlar gibiydiler kış boyu."Yanıma yaklaşma" dediler adeta, eliniz kazara bir dokunsa canınız acırdı, dikenleri çıkarıncaya kadar akla karayı seçer, yorulurdunuz. 

Kış boyu çok keskindi dikenleri; "Bana dokunma, sınırları aşma" deyip hiç yumuşamadılar... Ama aldırmadım, ara sıra su verdim onlara, canımı acıtsa da gocunmadım; daha çok can yakan öyle çok şey var ki yaşamda...

Kaktüsler çiçek açtı; Güneşi, suyu, sevgiyi, özenli bakımı görünce hele bir de baharı yaşayınca, onlar da daha fazla dayanamadılar. Dokunulmazlıkları sürdü gene ama, güzelliklerini paylaştılar, gözümüzü, gönlümüzü doyurup evimize "yaşam enerjisi" taşıdılar...

Tanımak gerek canlıları: Bitkileri, hayvanları, insanları; ön yargılarımızdan uzaklaşıp, tanıdıkça, benimsedikçe-bazen canımız yansa bile- ne güzellikler barındırdıklarını görebiliyoruz... Tıpkı "tanımadan" itici gelen insanlar gibi.

Her şey önce tanımakla başlıyor: zaman, sabır ve emek istiyor, tıpkı kaktüsler gibi... Bekleyince görüyor ve yaşıyorsunuz; Mevsimi gelince, ortamını bulunca kaktüsler de çiçek açıyor; Tıpkı insanlar gibi...

                                                                     Mayıs 2010 

Mayıs 27, 2010

KAKTÜSLER ÇİÇEK AÇTI

KAKTÜSLER ÇİÇEK AÇTI

   Çok eskiden de düşünür; insanlarla bitkileri, hayvanları özdeşleştirip, onlarla ilgili öyküler kurardım kafamda... Doğada her canlının bir başka yönü, bir başka özelliği, güzelliği var. Her biri bir başka dünya adeta, tıpkı "insanlar" gibi: Nasıl bakar, nasıl yaklaşırsanız, ona göre tepki alıyor, yarar ya da zarar görüyorsunuz...

   Bitkiler, hayvanlar da aynı insanlar gibi: Bir "can" sonuçta, durağan değil hareketli, yaşıyor, bir şekilde "nefes" alıyor, etkiye karşılık "tepki" veriyor... İnsan gibi "dilleri", "düşünceleri" yok belki ama; "dilinden anlarsanız" can katıyor, anlamazsanız can yakıyor...

   Baharla birlikte kaktüsler çiçek açtı: Mevsimler ardı ardına geçerken; yaz bitiminde bir sonbahar yaşadık önce, ardından uzun bir kış geçti, baharın son günlerini yaşarken kaktüsler çiçek açtı, yaz'ı beklemediler, bir bahar daha yaşayıp kendilerini kanıtlamak istediler...

   Baharla birlikte can buldu kaktüsler: Görünürde gene dikenleri olsa da, güzelliklerini paylaştılar; Belki uzun süreli değil, birkaç günlüğüne de olsa sergilediler, paylaştılar... Değmez mi...? 

   Güzel bir özellikleri vardır kaktüslerin: Göründükleri gibidirler, tehlikeyi görür, bilirsiniz; sinsi ya da içten pazarlıklı değildirler, önlem alabilirsiniz. Dikeni batar, acıtır, kanatır belki, ama sonra "iz" bırakmaz; "dil yarası" gibi değildir yarası... 

   Seviniyorum; kaktüsler çiçek açtı... öfkeli, sinirli, can yakan, yürek inciten insanlar gibiydiler kış boyu. "Yanıma yaklaşma" dediler adeta,eliniz kazara bir dokunsa canınız acırdı, dikenleri çıkarıncaya kadar akla karayı seçer, yorulurdunuz.

    Kış boyu çok keskindi dikenleri; "Bana dokunma, sınırları aşma" deyip, hiç yumuşamadılar... Ama aldırmadım, ara sıra su verdim onlara, canımı acıtsa da gocunmadım; daha çok can yakan öyle çok şey var ki yaşamda...

    Kaktüsler çiçek açtı: Güneşi, suyu, sevgiyi, özenli bakımı görünce hele bir de baharı yaşayınca, onlar da daha fazla dayanamadılar; dokunulmazlıkları sürdü gene ama, güzelliklerini paylaştılar, gözümüzü, gönlümüzü doyurup evimize "yaşam enerjisi" taşıdılar...

   Tanımak gerek canlıları: Bitkileri, hayvanları, insanları; önyargılarımızdan uzaklaşıp, tanıdıkça, benimsedikçe-bazen canımız yansa bile-ne güzellikler barındırdıklarını görebiliyoruz... Tıpkı "tanımadan" itici gelen insanlar gibi.

    Her şey önce tanımakla başlıyor; zaman, sabır ve emek istiyor, tıpkı kaktüsler gibi... Bekleyince görüyor ve yaşıyorsunuz: Mevsimi gelince, ortamını bulunca kaktüsler de çiçek açıyor; Tıpkı insanlar gibi...

Makbule Abalı-Eğitimci
27 Mayıs 2010 Mersin