Sayfalar

yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ocak 26, 2026

YOLCULUK

 


Anne karnından

Adım attık bir başka dünyaya

Sıcacık bir mekândan

Buzullar ülkesine

Atıldık, bilinmez bir evrene 

Yaşam başladı;

Önce emekledik,

Sonra yürüdük...

Nice koşuya katıldık

Koştuk aralıksız

Engelli- engelsiz

Bedelli- bedelsiz

Unuttuk zamanı

Önceyi, şimdiyi, sonrayı

Gün geldi, dengemiz bozuldu

Bastonlardan medet umduk

Sona ulaşamadan nefes tükendi

Ömür bitti... 

Makbule ABALI-Eğitimci

26 Ocak 2026 İzmir-Urla 





Ağustos 31, 2023

YOLCULUK...( BCP - Ağustos Ayı )

 

"Blogları Canlandırma Projesi " kapsamında Ağustos Ayı- 2023 teması ,  "Tarih-Savaş-Yolculuk" olarak belirlenmişti. Ben "Yolculuk" konusunu  işlemeyi seçtim. 

Her yol hikâyesinin yeri, zamanı, kişileri ve başı- sonu farklıdır. Kimi yol hikâyesi saatleri içine alır, çabuk biter, kimi uzundur, yılların ötesine anılar taşır, izler bırakır. Kimi insanın anlatacak bir yol hikâyesi bile yoktur. Doğup büyüdüğü, bir ömür geçirdiği yerde başlar hayat öyküsü, başka hiçbir yer göremeden orada sona erer. 

Yolculuk amaçları da farklıdır her birimizin; Bazı yolculuklar dinlenme amaçlıdır, bazıları sevdiklerine kavuşma. Bazıları sağlık arayışıdır, bazıları çok pahalıya mal olur, lükstür, bütçe uygunsa dokunmaz.  Bazıları ise tam tersine, çok sadedir, yolculuk eğlence amaçlı değildir, bir ihtiyacın giderilmesidir. Yaşam kaldığı yerden aynı hızla devam eder.

Yolculuk deyince bir anılar zinciri oluşuyor belleğimde. İlki ta çocukluk yıllarımda ailemle birlikte Adana'dan  İstanbul'daki teyzemlere trenle yaptığımız yolculuklar. Kara tren tünellere girerken duyduğumuz çocuksu heyecan. Toros Dağlarındaki yüksek çam ağaçlarının gönülleri fetheden görüntüsü. Tren düdükleri, ritmik tekerlek sesleri . Son durak Haydarpaşa Garı'nın görkemli görüntüsü... 

Sonraları üniversite yıllarımda da İstanbul'a ilk yolculuklarım trenlerle oldu; Kara trenlerle uzun ama zevkli yolculuklar. Yorgunluğumuzun farkında olmazdık. Elimiz yüzümüz kapkara inerdik kömürlü trenlerden. Kara trenlerin yerini şimdi elektrikli trenler aldı. Keşke daha çoğalsaydı. "Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan"  Okulda müzik derslerinde söylediğimiz eski bir marştan aklımda kalmış. 

Daha sonraki yolculuklarımızda karayolları yenilendikçe trenler şehirler arası otobüslerle yer değiştirdi. Hayatında hiç sigara içmemiş biri için 13-14 saat süren zor yolculuklar. Mola yerlerinde elindeki sigaradan son bir nefes daha çekip otobüse binen insanlar.  Otobüslerden indiğimizde tüm giysilerimiz sigara kokardı. Hatta yorgun, uykusuz şoförler bile içerdi. Sabırsızlıkla o uzun, çileli yolculuğun bitmesini beklerdim. 

Şimdilerde pek kalmadı ama o zamanlar gelenek göreneklerimize göre yola çıkmadan önce arkanızdan sular dökülür, içten dualar okunurdu. Köylerde gelinler at sırtında yola çıkar, askere giden gençler davul zurnalarla uğurlanırdı. Evden ayrılmanın hüznü ya da eve, sevdiklerinize kavuşmanın mutluluğu şiirlere, şarkılara, türkülere, ağıtlara konu olmuş. Şiir tutkum annemin okuduğu şiirlerle pekişmiştir. 

Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Han Duvarları" adlı şiirinin yeri bir başkadır gönlümde.1922 yılında öğretmen olarak Kayseri'ye atanan şair Ulukışla'dan Kayseri'ye yaylı at arabasıyla yolculuk yapar. Yazıma bir bölümünü aldığım şiir o yılların eseridir:


"Gidiyordum  gurbeti gönlümde  duya duya

Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya

Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı

Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları 

On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan

Baba ocağından yar kucağından

Bir çiçek dermeden sevgi bağından

Huduttan hududa atılmışım ben.

Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,

Dönmeyen yolculara ağlayan yaşlı yollar!"

..........

Yolu, yolculuğu sever Anadolu insanı. 

Aşık Veysel "Uzun ince bir yoldayım" derken sazın tınıları yüreğimizi de titretir. Yılmaz Güney "Yol" filmiyle yurt dışında bir ödül de almıştı. "Selvi Boylum Al Yazmalım" filmi Türkân Şoray ve Kadir İnanır'ın güçlü oyunları ve Cahit Berkay'ın nefis müziğiyle yolla bütünleşen ne güzel bir aşk öyküsüdür. 

Bazen yollarda kamyon arkası yazıları sizin de dikkatinizi çeker mi? Ne güçlü felsefi deyişlerdir onlar. Her birinin içinde bir hayat hikâyesi gizlidir. En son okuduğum: "Övünmek gibi olsun, Atatürkçüyüm."

Yol, yolculuk, yol hikâyeleri denir de Tayfun Talipoğlu anılmaz mı? Onun dizeleriyle bitirmek istedim yazımı. 

"Her türküyü çalmaz bizim telimiz"

İçinde sevda olmalı,

Gönüle giden yol olmalı...

Sıyrılıp çıkmalı kınından,

Yürek koymalı kahramanları.

Tınısı bir uçtan duyulmalı...

Her türküyü çalmaz bizim telimiz...

Tayfun Talipoğlu

Dünya döndükçe, insan ve yollar var oldukça "yolculuk" hikâyeleri de hiç bitmez, ardı ardına eklenerek sürer...

Makbule Abalı

31 Ağustos 2023- Urla











Şubat 10, 2021

IHLAMUR ÇİÇEKLERİ... ÖYKÜ- Kelime Oyunu 11



IHLAMUR ÇİÇEKLERİ 

Uzun bir yoldan gelmişlerdi. Bir ön gezi idi bu. Yazın evin onarımından sonra buraya temelli yerleşeceklerdi. içindeki heyecanı bastıramıyordu. Yıllar önce çocukluğunun geçtiği bu ev artık temelli onlarındı. Hayallerinde ne planlar vardı. Altı taş, üstü ahşap, küçük bahçeli bir ev... Trafik kazasında çocuklarını kaybettikten sonra tekrar kasabaya dönüş planları yapılmıştı. 

Gözlerinden inen iki damla yaş mutluluk- mutsuzluk karışımı gibiydi. Eşine "Yorgun musun?" diye sordu. "Uzun zamandır  araba  yolculuğu yapmadık. Ben bile yoruldum.  " Yağmurdan etkilendim, bir ara silecekler bile çalışmadı" dedi eşi. "Sel olur "diye endişelendim" dedi kadın. Ardından ekledi:" Yolda küçük oteller var, birinde kalabilirdik." "Yolcu yolunda gerek , yolda durmayı sevmem bilirsin." Bu keskin konuşma biraz canını sıktı kadının, ama yol yorgunluğuna bağladı.

Arabayı park edip eve girdiler.. Yılların birikimiyle toz kokuyordu üst kat. "Ah dedi annem zamanında temizlik kokardı burası. Yastıklarda lavanta kesecikleri, beyaz çarşaflar..." Birden pencereden görünen ıhlamur ağacını fark etti. Gözleri parladı. Kış nedeniyle yapraklarını dökmüştü. Haziran- Temmuzda çiçekleri açtığında nasıl da güzel kokardı. Sanki yasemin ve hanımeli ile yarışırlardı. Annesi, soğuklarda  koruyucu olarak kuru ıhlamur çiçeği, tarçın, elma kabuğu ve zencefili birlikte kaynatıp onlara içirirdi. Doğal ürünlere nasıl da meraklıydı. 

Derin bir nefes aldı. Adeta ıhlamur çiçeğinin kokusunu içine çekti.  Eşi onun yüzündeki mutluluğu fark etti. Üst katta komodinin üzerinde bir günlük görmüştü. Sararmış sayfalar arasında kurutulmuş ıhlamur çiçekleri...Yılların ardından gülümser gibiydiler. Kadın :" Burada yeni bir dünya kuracağız" dedi.  Eşinin gözlerinin ta içine baktı: "Yeni bir sayfa açacağız" dedi fısıldayarak... 

Makbule ABALI- Eğitimci

Şubat-2021

Kelime Oyunu 11- Kelimeleri (Ihlamur, sayfa, çocuk, yağmur, yolcu) Kelimeleri Ebemkuşağı  blog arkadaşımız verdi.

Kelime Oyunu-12- kelimeleri: ( Saygın, sakin, güvence, çaresiz, sade ) Kelimeleri ben belirledim.