BUGÜN KÖY ENSTİTÜLERİNİN 86, KURULUŞ YILDÖNÜMÜ.
YILLAR ÖNCE ÇOK ZOR ŞARTLARDA; İNANARAK, EMEK HARCAYARAK EĞİTİMDE GÜZEL İŞLER BAŞARANLARI SAYGI VE RAHMETLE, MİNNETLE ANIYORUZ.
Makbule Abalı-Eğitimci
17 Nisan 2026
BUGÜN KÖY ENSTİTÜLERİNİN 86, KURULUŞ YILDÖNÜMÜ.
YILLAR ÖNCE ÇOK ZOR ŞARTLARDA; İNANARAK, EMEK HARCAYARAK EĞİTİMDE GÜZEL İŞLER BAŞARANLARI SAYGI VE RAHMETLE, MİNNETLE ANIYORUZ.
Makbule Abalı-Eğitimci
17 Nisan 2026
" Bir varmış bir yokmuş " diye başlar çoğu masal. Oysa kuşaktan kuşağa anlatılan gerçek bir Eğitim Öyküsü keşke hep var olsaydı. Geçmişten günümüze gelişerek ama aslına, ilkelerine sadık kalınarak bugünlere ulaşabilseydi.
Dünyanın neresinde olursa olsun; bir kişi ya da bir kurum zaman aşımına uğramadan yıllar sonra da övgüyle, saygıyla anılıyor, değerini koruyarak benimseniyorsa bir efsane veya saygınlık abidesi olarak söz edilebilir.
Bugün 17 Nisan. Köy Enstitülerinin 85. Kuruluş Yıldönümü. Tüm dünyada bir savaş sonrası zor koşullarda başlatılıp aydınlanma yolunda çok büyük bir eğitim seferberliğini gerçekleştiren başka bir örnek yok. Ancak daha sonraları o modeli örnek alarak eğitimde çok üst düzeyde başarılara imza atan ülkeler var. Biz yok ederken onlar yeniden var etmişler.
Her insanın yaşamında olduğu gibi toplumların da pişmanlıkları, keşke'eri , mutluluk ve mutsuzluk dönemleri, acı deneyimleri olacaktır elbette. Güvenilir kayıtlar, sağduyu ve mantıkla değerlendirilmiş günler yıllar, dönemler yıllar sonra bile tarafsız değerlendirmelerle aydınlanacak, gerçek yerini bulacaktır herhalde...
Eğitime gönül vermiş bir eğitimci olarak Köy Enstitüleri ile ilgili çok kitap okudum, konferanslara katıldım, anılar dinledim, yazılar yazdım. Sonuçta her zaman iç sesimin özlemle seslenişini duydum adeta. "Keşke o yıllarda öğretmen ya da öğrenci olarak ülke kalkınmasında görev alabilseydim." Ama doğum yılım ve doğum yerim bu isteğin gerçekleşmesine izin vermedi.
Eşim Ahmet Abalı Mersin Arslanköy doğumlu. Köy Enstitüleri hakkında bizim için en güvenilir canlı kaynak oldu. O ve arkadaşları 17 Nisan'ı bir bayram gibi düşünürler. Ancak buruk bir bayram. Keşke daha farklı izlerle daha coşkulu kutlanabilse, daha fazla katılım sağlanabilseydi. Bugün de o yıllardan arkadaşları ile konuştu, özlem giderdi, duygulandı.
Eşimin eğitim öyküsü ilginçtir: 1950 yılında Arslanköy İlkokulu'nu bitirir. Babasının çocuklarına paylaştırdığı küçük bir tarlayı elma bahçesi oluşturmak için hazırlar. Öte yandan küçük baş hayvanları otlatır. Sınıf arkadaşları okumak için köyden kente gidince o da sınavlara girmeye karar verir.
2 yıl aradan sonra Aksu Köy Enstitüsü'nü kazanır. Köy Enstitüleri 5 yıldır. 1954 de okul Aksu İlköğretmen Okulu adını alır, eğitim-öğretim 6 yıla çıkarılır. Mezuniyetten iki ay sonra Diyarbakır Silvan İlçesi'ne atanır. Daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü'nü bitirip İlköğretim Müfettişi olarak atanacaktır. Mezuniyetten bir gün sonra atama yapılıp o ay maaşlarını alırlar.
Yoksul köy çocukları için Köy Enstitüleri bir başka dünyadır. Hatta köyden dünyaya açılmış bir penceredir. Çok değerli eğitmenler -öğretmenlerle birlikte hayata hazırlanırlar. Üretime dönük eğitim esastır. Sabahları derse girmeden öce 500 kişinin katıldığı sabah sporu vardır. Yöresel oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Kültür dersleri ve uygulamalı iş dersleri vardır. Gerektiğinde yapı yaparlar, bataklık kuruturlar, sebze meyve yetiştirirler, arıcılık, hayvan bakımı, dikiş, el sanatları gibi türlü alanlarda eğitilir, yetişirler.
Dünya klasiklerinden çevrilmiş kitaplar okurlar, mutlaka bir enstrüman çalmayı öğrenirler, spor müsabakalarına birçok branşta katılırlar. Ezberciliği değil, üretmeyi, kendi kendilerine yetmeyi öğrenirler. Öğrencilerden seçilen okul başkanları, öğrenci temsilcileri vardır. Hak aramayı, uygun biçimde eleştirmeyi bilirler. Köylüyü bilinçlendirmek, kalkındırmak amaçlarındandır. Sınıflar arasında abla- abi saygı ve koruyuculuğu esastır.
Ülkemizde 1940 yılından itibaren kuzeyden güneye, batıdan doğuya 21 Köy Enstitüsü açılmıştır. Tüm öğrenciler köy kökenli yoksul çocuklardır. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü ise 1942 yılında, enstitülerde başarılı öğrencilerden adil bir seçimle seçilen öğrencileri Köy Enstitülerine öğretmen olarak yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Yüksek Köy Enstitülerinde 8 bölüm bulunurdu: Tarım, ziraat, madencilik, güzel sanatlar, müzik, resim, heykel, zootekni, kümes hayvanları, el sanatları.
Eşimin ilkokul ve sonrasında gittiği Aksu Köy Enstitüsü'nden birçok arkadaşını tanıma fırsatım oldu. Hepsi çok saygın, vatansever, idealist , hümanist insanlardı. Halâ sık sık arayıp dakikalarca konuştuğu dostlara sahip. Bugün birlikte YouTube'da Köy Enstitüleri ile ilgili olarak hazırlanmış çok güzel videoları birlikte izledik, duygulandık. Benim o yılların idealist eğitimcilerine saygım, hayranlığım, özlemim bir kat daha arttı.
Merak ettiğim bir konuyu dile getirmek isterim; Acaba bugün ülkemizde 18-40 yaş arası bireylerden Köy Enstitüleri hakkında bilgi sahibi olan kaç birey var? Bu konuda bir istatistik ya da araştırma var mıdır? Eğitim Fakültelerimizde, Sosyal Bilimlerle ilgili programlarda ders konuları arasında ne kadar yer verilebiliyor, kaç öğrenci bitirme tezine konu olarak seçiyor? Eski okul binaları, işlikleri, tarım bahçeleri, uygulama alanları bugün ne durumda? Bir Eğitim Müzemiz var mıdır?
Vefamız, değerbilirliğimiz, insana saygımız, duyarlılığımız, farkındalığımız ölçülebilse sonuçlar yüzümüzü güldürüp içimizi ferahlatabilir mi...? Köy Enstitüleri modeli temel alınarak günümüz koşullarına uygun eğitim projeleri geliştirilip uygulamaya konabilir mi ?
17 Nisan Köy Enstitüleri Kuruluş Yıldönümünü kutluyor, başta Başöğretmen Atatürk olmak üzere EĞİTİM alanında emek ve çaba harcamış tüm insanlarımızı minnet ve teşekkürle anıyoruz.
Makbule ABALI -Eğitimci
İzmir-Urla 17.04.2024
Fırtınalı ya da yağmurlu bir günün ardından çıkan güneşi çok seviyorum. Parlak, ısıtıcı, iç açıcı, umut verici. Bir dost gibi yaşama sevincinizi tazeliyor, güven veriyor. Bazı günler de bazı insanlar gibi yer eder zihninizde. Güzel şeyler düşündürür, mutlu eder sizi. Ortak duygulardır bu hissi veren. Önceden tanıdığınız bir dost gibi karşılaştığınızda, ortak konularınız da vardır mutlaka. Bu tür rastlantılar yaşama sevinciyle pekişir, iz bırakır.
O gün de öyle oldu; Urla'da tarihi bir çarşıdayız. Öyle yerler nasıl da hoşuma gider. Eskinin kokusunu alırsınız adeta. Eski insanlar da severler öyle mekanları. Belki kendilerini bulurlar orada ve kendileri gibi insanları... Her köşede, her yüzde bir başka hikâye ilham verir size. Davranışlarda farklı bir özen, saygı vardır sanki. Bir eski zaman masalı gibi. Eski tatlar, antika eşyalar, eski zanaat ustaları.
Yerler Arnavut kaldırımı tarzında döşenmiş. Adımlarımızı dikkatle atarak yürüyoruz. Ben eşimin kolunda, kızım da yanımızda, çantalarımızı o taşıyor. Az ilerde küçücük bir yer var, bize bir şeyler ikram etmek istiyor. Boş bir masaya doğru yöneliyoruz. Uzaktan fark ediyoruz, bir kadınla bir erkek iki kişi de bir başka masada oturuyor. Gülümseyerek bizi izliyorlar. Tebessüm bulaşıcı gerçekten. Biz de gülümseyerek selâmlaşıyoruz. Masa komşumuz bey hiç tereddütsüz soruyor: "35 mi, 40 mı? " Algıda seçicilik, eşim de hemen yanıtlıyor: "Yarın 45 yıl doluyor. " "Tahmin etmiştim " diyor adını bile bilmediğimiz bey. "Artık böyle bağlılıklar kalmadı." Ve içtenlikle gülümsüyor. Gülünce yüzü, gözleri de aydınlanıyor sanki.
Yanında oturan hanımefendiyi "Ablam" diyerek tanıtıyor. ve soruyor eşime: Mesleğiniz? Eşim: "Emekli İlköğretim Müfettişi diyerek devam ediyor :" Köy Enstitülerinde öğrenim görme şansını yakalayanlardanım. Kapanmadan önceki son yıllardı. Beş yıl İlkokul Öğretmenliğinden sonra Ankara Gazi Eğitim Pedagoji Bölümünden mezun oldum. " Ah babam da Hasanoğlan Köy Enstitüsü mezunuydu." diyor genç adam. Heyecanla ayak üstü bir sohbet başlıyor... Ben ziraat mühendisiyim, ama pek çok şeyi babamdan öğrendim. O, okuldan aldığı bilgilerle usta bir tarımcı, tecrübeli bir ziraatçı idi. Bir atın yavrusunu doğurmasına yardımcı oluşunu unutamam. "
Yıllar öncesinden ortak anıları olan eski dostlar gibiyiz. Sadece dinliyoruz. Geçmiş yılların Türkiye'sinde 21 tane okulun yarattığı mucize, günümüzde de halâ takdirle, saygıyla anılıyor. Adlarını bile soramadığımız bu güzel insanlarla geçmişe anılardan bir köprü kuruyoruz. Köy Enstitüleri gibi köklü eğitim kurumlarının izleri kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Dile kolay, kuruluşlarından bu yana 83 yıl geçmiş. Yoksul köy çocuklarını eğiterek ülke kalkınmasına hazırlayan bu kurumları ve tüm emeği geçenleri saygıyla, özlemle anıyoruz.
Makbule ABALI
Nisan 2023 Urla
Not: Blogda Köy Enstitüleri ile ilgili okuyabileceğiniz diğer paylaşımlarım:
*Aydınlanma - 2014
*Bir Zamanlar Köy Enstitüleri- 17 Nisan 2015
* Orada Bir Köy Var Uzakta- 17 Nisan 2016
* Köy Enstitüleri - 17 Nisan 2017
* Köy Enstitüleri- 17 Nisan 2017
* Bir Okuma Öyküsü 17 Nisan 2018
* Köy Enstitülerini Anmak- 17 Nisan 2020
Hüsnü Çelik
Başöğretmen Hüsnü Çelik 25 Kasım 2021
*Köy Enstitüleri- 17 Nisan 2022
Arayacağınız yayınları bloğun sol üst köşesindeki Arama kutucuğuna yazıp büyüteci tıklayarak bulabilirsiniz. Ya da Sağ taraftaki Arşivden tarihe bakarak bulmanız mümkün.