Sayfalar

Ocak 14, 2019

HAYAT AKARKEN DÜŞÜNCELER...(Bir Nostalji Yazısı)


Hayat akarken zamanı başa almak mümkün olsaydı ; kimler nerelerde yavaşlamak veya duraklamak isterdi, kimler geriye dönüşü hiç istemezdi, kimler bambaşka bir yaşam hayal ederdi?

Çocukların yönettiği bir ülke olsaydı; gelecek nasıl planlanır, paylaşım nasıl sağlanırdı, kim haklı, kim haksız nasıl belirlenir, kimler hangi değerlerle dost ya da düşman sayılırdı? 

Yetişkinler zaman zaman çocukların dünyasına konuk olup; onların içtenliğini, doğallığını, çıkarsız-yalansız sevgilerini, paylaşımlarını izleseler, daha sakin, daha anlayışlı, hoşgörülü ve duyarlı olurlar mıydı acaba?

Neden çocuklar hep büyümek isterken, bazı büyükler hep çocuk olmayı özler, ya da kimi yetişkin hiç büyümez, hep "çocuk gibi" davranır?

Dünü unutup, yalnız bugünü yaşayan, gelecekten hiç söz etmeyen insan için mutluluk, nereye kadar sürer, mutsuzluk nerede başlar, sonuçtan kimler, ne kadar payını alır?

Akıl ve mantık terazisini kullanmadan, düşünce süzgecinden geçirmeden, her sunulanı veya her teklifi onaylayan kişi, sonuçta sorunlarla başa çıkabilir mi?

Seçenler ve seçilenler çıkarsız düşünüp, düşüncelerini maskesiz, yalansız dile getirselerdi, neler değişirdi, nelere şaşırırdık?

Kendinden başkasını hep küçümseyen, değer vermeyen insanların evinde dev büyüteçler, dev aynalar mı bulunur?

Tutkularına tutsak olan insanlarda; beyin ne kadar süre sağlıklı komut verebilir, göz ne kadar görmez, kulak ne kadar duymaz olur?

Umutlar ve hayaller hangi ölçütlerle belirlenir, hangi hayatlara nasıl anlam katar? En güç durumlarda bile "Yaşama sevinci " değil midir insanı hayata bağlayan, hayatın akışını sağlayan...?

Makbule Abalı


Ocak 08, 2019

İNSANLAR TANIDIM...



İnsanlar tanıdım ;
Dünya tatlısı. can yoldaşı
Sevincinize ortak, kedere  yoldaş,
İstediğin yola git, yolda bırakmaz,
Elini uzatsan, omuzunu uzatır.
Çıkarını düşünmez, iyiliğe koşullanmış .
Beden yorgun, zihin yorgun olsa da,
Gönlü genç, merhametli, vefalı, sadık bir dost
İnsanlar tanıdım; 
Henüz çok genç, hayatının baharında,
Düşünceleri, beklentileri,
 Hayatının sonbaharında;
Umutsuz, güvensiz, çekingen ,
Cesaretini yitirmiş, hep geri planda.
İnsanlar tanıdım; 
Kendinin merkez olduğu bir dünyada ,
Dünya onun etrafında döner,
Minneti yok, yardımı yok,
Danışmaz hiç kimseye...
İnsanlar tanıdım;
Güler yüzlü, tatlı dilli, 
Çıkarlarına dokunursan 
Ondan kötüsü bulunmaz hayatta .
İnsanlar tanıdım;
Vefalı bir eski dost gibi,
40 yıl sonra karşılaş, hiç ara vermemiş gibi.
Yüreği sımsıcak,
Gülüşü dünyayı ısıtır. 
İnsanlar tanıdım:
Öfkelenir, kini buzullar yaratır.
Merhametsiz, acımasız,
Bencil, duyarsız
İnsanlar... İnsanlar... 

Makbule ABALI


Aralık 19, 2018

BİR NARENCİYE MASALI...



En uzun masal bile er geç biter. Günümüzde artık 1001 Gece Masalları yok. Ama teknolojinin insan beyninin sunduğu günümüz masalları var. Çeşitli güzellikler ve  sürprizlerle donatılmış görüntülü masallar... Biraz gecikmeli bile olsa güzel şeylerin anlatılmasından yanayım.

17 -18 Kasım 2018  tarihlerinde düzenlenen bir Narenciye Festivali daha sona erdi. Dört yıl aradan sonra bu yıl altıncısı kutlanan festival , bu yıl en görkemli yılındaydı. Çocuklar çok eğlendiler ama en az onlar kadar büyükler de festivalin tadını çıkardılar.

Mersin Mezitli Belediyesi'nin sahil kenarına kurdurduğu büyük sabit salıncaklar 4 kişilik. Yetişkinler önce çekinerek hatta  kadınlar utanarak biniyorlar. Ama salıncaklar onları uçurdukça düşler alemine geziler de renkleniyor. Artık duygular da yerini neşeye, coşkuya, mutluluğa bırakıyor. İçimizdeki çocuğu mutlu etmek hiç de zor değil. Salıncaklar insanı bir başka dünyaya taşıyor; Kavgasız, gürültüsüz, kaygısız...
Mersin'in ılıman havasında festival günleri özellikle sabahları oldukça serindi. Ama bu soğuk hava bile insanları dışarıya çıkmaktan alıkoyamadı.

Bu yıl 70 ülkeden 700 folklorcunun katıldığı söyleniyor. Yollarda yerel folklor giysileriyle güzel genç kızlar, yakışıklı gençler görülüyor. Çocuklar için adeta bir masal dünyası. Düzenlemeler için tonlarca narenciye kullanılmış.Maketlerle canlandırılan masal kahramanları var. Narenciye ürünleriyle donatılmış tren, uçak, gemi, helikopter veya kule sizi hayali bir yolculuğa çıkarabilir-tabii hareket etmeden.- 

Sivil Toplum Kuruluşları standlar açmışlar. Alzheimer Derneğinin de el işleri, yiyecek-içecek ve kitap satışlarını içeren bir standı var. Öte yanda yıllar öncesinin model arabaları koleksiyoncuların  beğenisine sunulmuş .Pusetleriyle  getirilen minicik çocuklar, tekerlekli sandalyeleriyle gelen engelliler. Bastonlarıyla yürüyen yaşlılar. Ve çocuklar...


Gün gelecek bu çocuklar da belki kendi çocuklarına anlatacaklar: " Bir zamanlar bulunduğum kentte..." 
Onların zamanında belki düşler yerine gerçek olaylar devreye girer. Düş masalları yerini mutlu öykülere bırakır. Ve adı değişir öykülerin. Yüzyıllık öyküler olabilir mi? Kim bilir ...

Bu güzel etkinlikler kente bir canlılık ve güzellik kattı elbette. Yerel yönetimler ve yetkilileri iyi bir organizasyonla ortaklaşa yürüttükleri bu başarılı çalışmalardan ötürü kutlamak gerek.




Aralık 03, 2018

ENGELLERE TAKILMAK...



Hayatınızda hiç engellerle karşılaştınız mı ? Çok istediğiniz bir olay veya durumun gerçekleşmesi engellendi mi? Çok çalıştığınız, halde sonuçta başarıya ulaşamadınız mı? Bir dostunuz, arkadaşınız size karşı hiç ummadığınız bir hata mı yaptı? Bu ve benzeri engellerin yarattığı sıkıntılar ruh sağlığınızı etkileyebilir, akıl sağlığınızı, beden sağlığınızı tehlikeye düşürebilir. 

Yaşantımızda bir de doğuştan ya da sonradan olmuş zihinsel, bedensel, fiziksel, ruhsal engelliler var. Günlük yaşantınızda yanı başınızda engellere takılanları fark ediyor musunuz? Asansörü olmayan bir hastanede yaşlı bir engellinin tekerlekli sandalyesiyle 3 kişi tarafından merdivenlerden zorlukla taşınarak 3. kata çıkarılmasına tanık oldunuz mu?

Gözlerinizi sımsıkı kapatıp, işlek bir yolda elinizde sadece bir bastonla yürümeyi denediniz mi? Yalnızca parmaklarınızla dokunarak görmediğiniz bir eşyayı tanımlayabilir misiniz? Bozuk bir saati görmeden tamir edebilir misiniz? Yanınızda otistik ya da Down sendromlu çocuğunuzla bir toplu taşıma aracında tüm meraklı bakışlara aldırmadan yolculuk yapar mısınız? 

Çocuğunuzun sizce küçük yaramazlıklarını alayla, küçümsemeyle seyredenlere tahammüllü müsünüz?
Demans ya da Alzheimer hastası bir yakınınız bir anda yanınızdan uzaklaşsa, kaybolsa ne yapardınız? Yaşlı birini gördüğünüzde yardıma hazır mısınız?

Yanıtlarını aradığımız sorularla hayatı, konuları, olayları, kişileri düşünmek empati kurmayı kolaylaştırıyor, insanlığımızı vurguluyor. Hayat hiç de kolay değil. Yaşamı yaşanabilir hale getirmek gerek.
Öncelikle yüreğimizdeki engelleri kaldırabilsek, daha hassas ve duyarlı olabilsek. Gözlerimizdeki perdeyi, engelleri kaldırıp çevremize gören gözlerle bakabilsek. Yardım ihtiyacı duyanlara ille maddi değil, manevi yardımda bulunabilsek. 

Gönüllere ulaşmak çok da zor değil. Erişebilmek elbette incelik istiyor; Kırmadan, incitmeden, acımadan,  acıtmadan, rencide etmeden...
Engelliler için güzel şeyler de oluyor. İşitme engelliler için açılan kurslara normal işiten insanlar da katılabiliyor. Görme engelliler için hazırlanan sesli kitaplar çalışmalarına da katılmak mümkün.

Meclisteki 600 millet vekilinden 5 tanesi engelli. Şafak Pavey konuşmasıyla, onurlu duruşuyla, düşünceleriyle ne güzel bir rol modeldi. Bazı Belediyeler engelliler için parklar, kaldırım düzenlemeleri, okuma salonları açarken neden bazılarının gündeminde bu çalışmalar hiç yoktur?

Ulaşılabilir yollar varken; Beynimizi, yüreğimizi, vicdanımızı, insanlığımızı ulaşılmaz kılmayalım. Hayat o kadar kısa ki...

Makbule ABALI-Eğitimci 
Mersin-3Aralık 2018




Kasım 24, 2018

ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE DÜŞÜNMEK...



Biraz yıpranmış eski küçük defterler, kalın kitaplar arasında kurutulmuş çiçekler, renkli zarflar içinde mektuplar... Bunlar kimi insan için önemsiz, değersiz şeyler sayılabilir. Oysa onlara bir zamanlar nasıl emek harcandığını bilenler için nasıl da değerliler. Maddi değeri olmasa da kaç tek taş yüzük, kaç kolye yıllar öncesinin bu anılar yumağını geri getirebilir? 

"Öğretmenim bu defterime benim için bir şeyler yazar mısın ? diyen ince ses unutulabilir mi? Gözünüzün içine bakamayan bir ergenin ilk şiir deneyimi nasıl gözardı edilebilir? Gönlünden kopan içten cümleleri kağıda dökmüş bir öğrenci, öğretmeninin mutluluğuyla mutlu olacaktır. Gönül vererek emekle hazırlanmış o küçük hediyelerle mutlu olamayan insan , hiçbir şeyle mutlu olamaz. 

Bir öğretmenin dikkat etmesi gereken ne çok şey vardır : Çocuklar, gençler adeta toplumun bir göstergesi. Onlara değer vermek önce adlarıyla hitap etmekle başlıyor. Davranışlarıyla sınıfında adil olan bir öğretmen çocuklara da adalet duygusunu aşılıyor demektir. Konuşurken hepsinin gözüne bakarak anlatmak zorundadır öğretmen. Konuşurken göz teması kurmak, gözünün içine bakarak konuşmak bir ihtiyaçtır insan için. tersi bir davranış, sevgisizliğe, ilgisizliğe, tepkisizliğe işaret eder. 

Haklıyı haksızdan ayırt etmek zorundadır öğretmen. Öğrencilerin hepsini sıra dayağına çekmek, ellerine cetvelle vurmak , aşağılayıcı sözlerle hitap etmek öğretmenlik sayılabilir mi? Bazen bir baş okşaması, omuza konan bir el, bir sıcak gülümseme, sakin, yumuşak bir ses tonu , ne güzel olmuş deyişi dünyalara bedel olmaz mı? İnsanın doğasında sevgi, merhamet, iyilik ihtiyacı hiç tükenmez ki...
Ödül ve ceza davranışla tutarsız olursa nasıl da şaşırır öğrenciler. Öfkelenince notu silah gibi kullanmak, haklıyı haksızdan ayırt etmemek içte isyanlara neden olur. 

Yalnızca bir gün değil, her gün önemli olsa özel günler. İlle görkemli kutlamalarla değil, sevgiyle, saygıyla, kendimizi sorgulayarak... Öğretmenlere hak ettikleri gibi bir yaşam sunarak insanları, çocukları seven, adil, sabırlı, özverili, tahammüllü öğretmenleri nasıl da özlüyoruz. Öğretmen gibi öğretmen olan tüm öğretmenlerimizi sevgiyle, saygıyla anıyoruz...

Makbule Abalı.


Kasım 20, 2018

HENÜZ 8 YAŞINDA ...



Canım yanıyor anne...
Rüyalar bu kadar kötü müdür ?
Gündüz bile rüya görüyorum artık.
Gözlerimi kapatıyorum zifiri karanlık .
Önce canavarlar görüyorum 10 kollu,
Sonra timsahlar, yılanlar, aslanlar,
Ağzından ateşler saçan, salyalar akan.
Her yanım ağrıyor anne,
Her yanım yara-bere-ezik
Ağzımın içi zehir dolu sanki ...
Kocaman eller görüyorum düşümde,
Benim elimin belki 10 katı.
Bağırıyorum... bağırıyorum...
Kimseler duymuyor sesimi,
Bebeğim duymuyor,
Sen bile duymuyorsun
Sesim çıkmıyor anne...
Gül diyorlar gülemiyorum,
Onlarsa hep gülüyor anne,
Midem bulanıyor, başım dönüyor.
"Koruyacağız seni" dediler
kim, nasıl, nerede koruyacak...?
Anlatmadılar...
Hakim amca halimden anlar mı anne?
İçimde kuşlar vardı, umut gibi, ışık gibi
Hepsi uçtular uzak diyarlara.
Ben yapayalnız, onlar hep birlikte.
Elimi uzatıyorum, boyum yetmiyor, 
 Ben nasıl büyürüm anne...?


20 Kasım Dünya Çocuk Günü'nün gelecekte çok daha iyi koşullarda kutlanmasını dileriz.

Kasım 13, 2018

MERSİN MEZİTLİ ÜRETİCİ KADINLAR PAZARI...



Her Cumartesi ya da Pazar giderdik. Son iki aydır uğrayamaz olmuştuk. O güzel, canlı ortamı özlemişim. Burada sadece kadınlar var. Ürettikleri her ürünü satabiliyorlar. Pazara girdiğiniz ilk anda kendinizi rengarenk bir dünyada hissediyorsunuz. Bir an kadınlar ülkesinde miyim diye sorabilirsiniz. 
Tezgahlarda satış yapanlar sadece kadınlar. Alışveriş yapan çok erkek de var tabii.


Yüzlerce kadının bir arada olmasına rağmen rahatsız edecek bir ses yok. Büyük semt pazarlarındaki bağrışmalar, küfürlü konuşmalar burada duyulmuyor. Kadınlar çalışıyor, üretiyor, ürünlerini Cumartesi-Pazar günleri bu pazara satmaya getiriyorlar. Mersin'de bu pazarlardan 7 tane olmuş. 

Tezgahlarda sebze, meyve, turşular, reçeller, lezzetli ev yemekleri var: İçli köfte, çiğ köfte, mercimekli köfte, sarımsaklı köfte, dolma ve sarma çeşitleri var.
Piknik tüplerin üzerine saçlar yerleştirilmiş, sıkma, börek, gözleme, katmer yapılıyor. Bir köşedeki semaverden sıcak çayınızı da alıp içebiliyorsunuz. Bir tezgahtan otlu börek alıyoruz. İçinde her çeşit ot var:
Isırgan otu , dereotu, ıspanak, maydanoz, ... Kahvaltımızı yapmıştık ama bu ara öğün sayılabilir. Ne zaman gitsem kendimi burada mutlu hissederim.

Yiyeceklerin dışında takı tasarımlarının, el örgülerinin, örgü bebeklerin, iğne oyalarının, çocuk giysilerinin sergilendiği tezgahlar da var. Seramik ve ahşap çalışmaları da bulunuyor. Üretici kadınlar el becerilerini, yaratıcılıklarını sergilemişler.

Tezgahların gerisindeki birçok kadınla selamlaşıyoruz.
"Uzun zamandır neredeydin?" diye sormaları bir başka güzel. İçtenliklerine inanıyorum.Üretici kadınlar sadece kendileri için değil, aileleri için, çevreleri için,ülke ekonomisi için kazanç sağlıyorlar. "Kadın Üretici Pazarları Projesi", Çin'de düzenlenen 2018 Uluslararası kentsel inovasyon  ödüllü yarışmasında yarı finale kaldı.213 şehir arasında Mezitli Belediyesi son 15'e girdi. Dileriz son elemede hak ettikleri yeri alırlar.

Kasım 07, 2018

GÜLSEN VAROL'U ANMAK...

         

 Harika bir insanı, muhteşem bir hayatı bir cümleyle nasıl özetler insan. Gülsen Varol Öğretmenimizi kaybettik. Bu sabah bir arkadaşım bu haberi ilettiğinde içimden bir şeyler  koptu, gözlerimden yaşlar süzüldü. Son zamanlarda blog sayfasına daha sık bakar olmuştum. Ama sanırım artık yazamayacak kadar yorgun ve halsizdi. Oysa onun yazı ve şiirlerini ne büyük keyifle okurdum. Okuduktan sonra yorum yazmak için içinizde dayanılmaz bir istek duyardınız. Sağlığında yorumlara da özenle cevap verirdi. Gülsen Öğretmenimin bloğu bir okul gibiydi. 


İki kitabını okudum, tanıtımlarını zevkle  yaptım, blog sayfalarımda yayınladım. Çok mutlu olmuştu. Bugün ben de bu güzel insanın benim kitabım "Geriye Kalan " ile ilgili değerlendirmesini sayfama almayı düşündüm. Bloğumda ondan bir iz, bir anı kalsın istedim. Sizi çok özleyeceğim sevgili Gülsen Öğretmenim. Sizinle ilgili çok anı biriktirdik. Sevgiyle. saygıyla, özlemle...


"GERİYE KALAN" diye başlamış Makbule Abalı..



Okunması gereken muhteşem bir kitap. Muhteşem bir gaye uğruna saklı acıların/anıların paylaşıldığı gerçek bir yaşam öyküsü.. 
Acı ve tahammülü güç bir hastalıkla barışık olarak mücadele eden bir evlâdın kaleminden hiç abartıya kaçmadan yazılan ama her bir satırında sakladığı hıçkırığını duyacağınız bir yaşamın öyküsü..

****
Günaydın mı demeliyim iyi geceler mi bilemedim Sevgili Makbule Abalı?
Günümü geceme katmışım “geride kalanlar”ı okurken.. Ne yazacağımı, ne yazmam gerektiğini bilemeden başladım görmemi engelleyen yaşlara aldırmadan..

Seni kutlamak geldi önce içimden?? Sonra, sanki saçma ve gereksiz gibi geldi  bu cümle.. ters tepti iyi niyetler.. öylesine birebir yaşadım ki yaşadıklarını. Sanki o anları anıları yaşadığın için kutlamak gibi görüntü verebilir mi diye düşünüp vaz geçecektim ama başka nasıl ifade edebilirim takdirimi bilemedim.. Belki de ilk kez aradığım kelimeleri bulamadım. Eminim hepsi yerli yerindeydi ama ‘yazma beni’ der gibi yok oldular birden..

Ama ben yine de inatla seni kutlamak istedim.. böyle mükemmel bir evlat olduğun için önce.. sonra hiç abartıya kaçmadan, sanki sesini hiç yükseltmeden masal anlatır gibi anlattığın için o acılarını.. ve yazarsam ifade edememekten korktuğum pek çok duygum için seni kutlamak istedim. Her bir satırında kendimden ufak alıntılar buldum.. kırık bir camın ardındaki odadan kendimi seyreder gibi hissettim pek çok yerinde.. sanki ben yazmışım gibi, benim yerime yazılmış gibi hissettiğim pek çok satırın altlarını kırmızı kalemle çizdim..

Sonra baktım zor duyan kulağıma bir cızırtı gelmekte.. dikkat kesildim.. baktım sabah ezanı okunmakta.. AH... dedim.. zamanıdır ruhları huzurlu kılmanın.. sonra okudum okudum.. sonra sanki yanı başımda gibi duran meslektaşımla konuştum!.. yüce bir gücün ona rahmetiyle huzur verdiğine inanana kadar sürdürdüm kendimce dualarımı.. sonra baktım yeni bir gün doğuyor.. uyumuşum!

"Vah gidene" denir genelde. Ben zamansız ölüm için geçerli kabul ederim bu sözü.
Çünki “gitmek”.. herkes için kaçınılmaz son.

gülsenvarol



Makbule Abalı dedi ki...
Hayatın içinde her şey iç içe Sevgili Gülsen Öğretmenim. Bazen karmaşık bir geometrik şeklin parçaları gibi. Bazen bir duygu fırtınası gibi. Anlamlı yazınızı az önce okudum. Gözlerim buğulanarak tekrar okudum. Hani bazen tüm kontrolünüze rağmen göz yaşlarınızın akışına engel olamazsınız.
Ama biliyorum ki bazen böyle duygulanımlar iyi geliyor insana, rahatlatıyor, ferahlatıyor...

Pek çok konuda hepimizin hayatında ortak noktalar vardır eminim. Mutlulukta, acıda, sevinçte ya da hüzünde. O zaman o insanlar birbirini daha iyi anlayabiliyor. Çok uzaklardan, hiç görüşmeseler de "iletişim" kurulabiliyor.

Duygu paylaşımı için kitabımı okumanızı öyle çok istiyordum ki...
Çok mutlu oldum. Her zamanki üstün anlatım gücünüzle , çok yönlü bakış açınızla nasıl da güzel değerlendirmişsiniz.

Sizin böylesine güzel ve içten kutlamanız "iyi bir iş" yaptığıma inancımı daha da pekiştirdi. Gerçekten "iç huzuru" ne kadar önemli ve ona nasıl da ihtiyacımız var.
Yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız...
gülsen VAROL dedi ki...
Mersin Mezitli’ deki evimi hatırladım evinin fotoğrafını görünce Makbule.. Sonra.. hiç hatırlamak istemediğim tatsız olaylarla dolu 10 yılımı.. Namrun yaylasındaki evimi.. Babil sitesinde deniz kenarındaki evimi.. "Keşke" ler, uygun adım marş diyerek hücum etti yarım aklıma.. Keşke dedim.. keşke o yıllarda tanısaydım Makbule'yi.. Bu muhteşem saygın aileyi.. Kimselere anlatmaya kıyamadığım acıları anıları paylaşabilseydim bu yüreği yüce insanla. Ama hiç görüşemesek de o ilâhî iletişimin kurulduğuna inanıyorum ben. Sen de iyi ki varsın Makbule'm.

Ekim 30, 2018

CUMHURİYETİMİZ 95 YAŞINDA...



Cumhuriyet; fikren, ilmen bedenen güçlü ve yüksek karakterli muhafızlar ister.
M. K. Atatürk

Büyük işler, önemli atılımlar ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir. 
M. K. Atatürk

Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası ulusal egemenliktir.
M. K. Atatürk

Cumhuriyet, özgürlüğü sevenlere ve koruyanlara yaraşır. 
George Washington

Cumhuriyet erdemli insanların rejimidir.
Montesquieu




Ekim 24, 2018

ÇOCUKÇA BİR İMECE...



Çocuklar toplandı bir gün ;
Bir okul öncesi sınıfta .
Öğretmen sordu :
İmece ne demek ?
Kimi gülümsedi muzipçe ,
Kimi parmağını ağzına soktu, düşündü .
Biz ne bilelim dedi biri . 
Ellerinizi gösterin dedi öğretmen;
Hadi şimdi de el ele tutuşun.
Bakın kaç elle çalışacağız şimdi ...
Öğretmen hepsinin eline birer sepet verdi,
Hadi şimdi toplayabildiğiniz kadar yemiş toplayın.
Çocuklar böğürtlen topladılar sepet sepet,
Yıkadılar hep birlikte ,
Kaynattılar çok az şekerle.
Şurup yaptılar , reçel yaptılar öğretmenleriyle,
Emekle, ortak çabayla, neşeyle,
Ürettiler sevgiyle ,
İmeceyi gerçekleştirdiler...
Hem öğrendiler, hem yiyip içtiler.
Nasıl da sevindiler, mutluluktan uçtular... 

Makbule ABALI 



Not: İmece: TDK Sözlüğünde: Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi.